Kategoriler
Biyografi Genel

Sun Tzu kimdir

Günümüze kadar namı gelem meşhur bilgelerden biri olan Sun Tzu kimdir? Ana felsefesi nedir tüm detayları ile bu yazımızda.

MÖ 544 yılında doğan Sun Tzu, asıl adı, Sun-Tzu, Sun-Wu, Sun-Zi’dur. Adının anlamı ‘ustanın güneşi’dir. M.Ö. 5 nci yüzyılda bugünkü Çin topraklarında, Ch’i Devleti’nde doğmuştur. Çinli bilge, asker ve filozof olan Sun-Tzu MÖ: 500’de Wu Devleti’nde yani tam da bugünkü Çin topraklarında yaşamıştır.

Savaş stratejisi üzerine yazdığı Savaş Sanatı isimli kitabı dünyanın en eski strateji kuramları olarak kabul görür. 13 bölümde toplanan yazıların, Çin’de çok daha eski dönemlerden beri tanınmış savaşma ilkelerinin toplu bir sunumu olduğu ve Üstad Sun Tzu yorumuyla bir araya getirilmesinin Çin’in Savaşan Beylikler döneminde (MÖ 480 – MÖ 221) gerçekleştiği sanılıyor.

Sun Tzu bu sohbetlerinde “Gerçek Zafer” hedefiyle şu şekilde demiştir: “Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir. Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir.

Sun Tzu’nun tam olarak hangi tarihler arası yaşadığı bilinmese de ortaya çıkışının Savaşan Beylikler dönemine denk geldiği biliniyor. Yazılı geleneği çok eski ve güçlü olan Çin’de ortaya çıkan bilgelerin tam olarak ne süre yaşadıklarıyla ilgili belirsizliğin, bilgelerin ölümlerine doğru ortadan kaybolmayı seçmelerinin çok karşılaşılan bir hal olmasına yorumlanıyor.

Yol gösterici sözleri 2500 yıldır değerini korumaktadır. Sun-Tzu’nun Savaş Sanatı isimli yapıtı, spor, siyaset, bilim, sanat alanında fazlası ünlü ismi direkt olarak etkilemiş ve onlara karar vermelerinde yardımcı olmuştur. Mao Zedong, General Nguyên Giáp, General Douglas MacArthur, İmparator Napolyon Bonapart ve Führer Adolf Hitler bunlardan bazılarıdır. Sun-Tzu’nun yol gösterici öğütleri sadece askerlikte değil, ekonomi ve iş dünyasında da geniş ölçüde kullanılmaktadır.

Sun Tzu, Savaş Sanatı prensiplerini belirlerken, kendi döneminde yaşadığı olaylardan esinlenmiştir. Ancak, 384 savaş prensibi, o günden bugüne değerini kaybetmemiştir. Bu nedenle, bugünküde Sun-Tzu Savaş Sanatı prensipleri başta ABD olmak üzere, bir çok ülkenin Harp Akademileri’nde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Sun Tzu, MÖ 473 yılında 71 yaşında ölmüştür.

Kategoriler
Biyografi Genel

Sandro Botticelli kimdir

Sandro Boticcelli; 1 Mart 1445 tarihinde İtalya’nın Floransa elayetinde doğmuştur. Asıl isimi Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi’dir. Babası Mariano Filipepi oğlunu şuurlu bir şekilde yetiştirir ve ona bir yere çırak verilmeden evvelce öğretilen her şeyi öğretir. İyi bir çıraklık eğitimi alan Sandro babasının yakın dostu olan kuyumcu ve zanaatkâr Botticelli‘nin yanına çırak olarak verilir. İsmi, ustası olan kuyumcu Botticelli’den gelmektedir. O dehemmiyetde kuyumcular ve ressamlar sıksık ilişki durumundadır bundandır ki Sandro tüm dikkatini desen sanatına sunar ve resme hayran olup resim sanatına yönelir.

Bu kara Filippo Lippi‘nin öğrencisi olur. İlk senelerinde Filippo Lippi’den etkilense de daha ileri yapıtlerinde Andrea del Verrocchio‘nun etkisi görülür. Çok geçmeden Sandro’nun yeteneği büyür ve gelişir. Daha genç yaştayken Mercanzia’da Antonio ve Piero Pollaiuolo doğrulusunda yapılmış resimlerin arasına bir figür yapar.

Rönesans sanatının gelişmesinde mühim rol oynayan Botticelli ilk yapıtlerından itibaren büyük beğeni kazanır. Eserlerinin hususlarını dinden ve mitolojiden seçerek anıtsallık yakalamakta usta bir isim durumuna gelir. Tasvir ettiği ettiği sahnelerde bol bol figür kullanan Sandro Botticelli kendisine özgü bir üslup yaratır.

Bolca devinimli, salınım içersinde çizgiler kullanır. Hareketli kumaşlar ve saçlar onun resmine zarif ve dekoratif bir özellik katar. Yüzyılın ilk senelerinde süregelen olan kuvvetli renk tüketimine rağmen onun paleti sınırlı ve don ressam olan Giorgio Vasari, Botticelli amacıyla şu şekilde der; “Botticelli, sfakatları ve diğer kumaşları, renklerin akmadan iki doğrultuda da görüneceği şekilde malzemeyi örerek nasıl yapılacağını bulan ilk insanlardandı.”

Müneccim Kralların Tapınması 1475

Sandro Botticelli’ye asıl ün kazandıran yapıti 1475 senesinde yaptığı “Müneccim Kralların Tapınması” olmuştur. Bu yapıt onun adının hem Floransa’da hem de diğer yerlerde duyulmasını sağlar. Botticeli’nin ününü duyan Papa IV. Sixtus Roma‘daki sarayının şapeline (Sistina Şapeli) resimler yapması amacıyla Botticelli’nin görevlendirilmesine karar sunar. 1481’de Papa IV. Sixtus doğrulusunda Roma’ya çağrı edilmiş; Cosimo Rosselli, Domenico Ghirlandaio ve Pietro Perugino ile beraber Sistina Şapeli’nin süslemesinde çalışmıştır. Burada Musa’nın yaşamını canlandıran 3 fresk ile Şeytanın İsa’yı Ayartma Çabaları’nı yapmıştır. Bu yapıtlerinde varlıklı ayrıntılar görülür.

1480-1490 senelerinde, olgunluk dehemmiyetinde Floransa’da Lorenzo de Medici‘nin korumasında sanat çalışmalarını sürdürmüştür. Botticelli, Rönesans resim sanatının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Kendisini deliliğin sınırına sürükleyen kaygısı, sanatına yön vermiştir. Uçucu ve coşkulu figürler çizmiştir. Hem de hastalık derecesine varan zerafet duygusu yapıtlerine kendisine özgü, şiirsel bir hava sunar. Yapıtlarında hareket ve duruşun inceliği, ince uzun bedenli, uzun boyunlu ve ciddi ifadeli bayanın zarifliği varlıklı bir doku oluşturur. Botticelli dini husus alan tablolar yapmış olsa da, am olmuştur.

Botticelli’nin en tanınan iki yapıti Venüs’ün Doğuşu (The Birth of Venus) ve İlkbahar Alegorisi (La Primavera)‘dir. Eserlerinin fazlası Floransa’daki Uffizi Galerisi’nde sergilenmektedir.

Venüs’ün Doğuşu (The Birth of Venus) 1486

1486 senesine tarihlenen bu resim Klasik üslup etkisinde ve Floransa Erken Rönesans kültürünü en çok somutlaştıran yapıtdir. Medici ailesinden Lorenzo de Medici doğrulusunda ısmarlanan resimde güzelliğin ve aşkın koruyucusu Venüs’ü dev bir deniz kabuğunun içersinde, resmin odak noktasında görürüz.

Sandro Botticelli 1500 senesinden sonra derhal derhal hiç resim yapmadı, fakat yapıtlerı bu asır ressamları üzerinde geniş ölçüde etkiler bıraktı.

Botticelli’nin yapıtlerı husus bakımından dinî ve Floransa’nın günlük yaşamını canlandıran yapıtler olarak ikiye ayrılabilir. İster dinle alakalı olsun, ister pagan yapıtler olsun, resimlerinde plastikten çok, çizgi arabeskine ehemmiyet vermiştir. Çizgilerinde şiddet ve kudretten çok zarafet ve incelik egemendir. Botticelli, çağının gereklerine uyarak Yunan mitolojisinden yararlanmış, ama bu mitolojinin ögelerini Yunan heykelleri biçiminde işlememiştir. Bu bakımdan Botticelli, Rönesans’ın ilk kısmını (Floransa Dehemmiyeti) kapayarak, sanatta bireyciliğin yolunu açmıştır.

Sandro Botticelli, 17 Mayıs 1510 tarihinde Floransa, İtalya’da 65 yaşında ölmüştür.

Eserleri :
– Venüs’ün Doğuşu, Tarih: 1486, Orijinal Boyut: 175 x 278 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– İlkbahar, Tarih: 1482, Orijinal Boyut: 203 x 314 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Aziz Zenobius’un Yaşamından, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 66 x 182 cm, Yer: Gemäldegalerie, Dresden
– İftira, Tarih: 1495, Orijinal Boyut: 62 x 91 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Tebliğ, Tarih: 1490, Orijinal Boyut: 150 x 156 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Venüs ve Mars, Tarih: 1483, Orijinal Boyut: 69 x 173 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Genç Bayan Portresi, Tarih: 1476, Orijinal Boyut: 47,5 x 35 cm, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Judith’in Dönüşü, Orijinal Boyut: 31 x 24 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Pallas Athene ve Kentaur, Orijinal Boyut: 239 x 147 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Madonna Çocuğu ve iki Melek, Tarih: 1470, Orijinal Boyut: 100 x 71 cm, Yer: Galleria Nazionale, Napoli
– Madonna di S. Barnaba, Tarih: 1487, Orijinal Boyut: 340 x 270 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Giuliano dei Medici, Tarih: 1478, Orijinal Boyut: 54 x 36 cm, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Isa’nın Doğumu, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 109 x 75 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Nastagio degli Onesti’nin Ağırlaması, Tarih: 1487, Orijinal Boyut: 138 x 83 cm, Yer: Museo del Prado, Madrid
– Isa’nın Ardından, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 140 x 207 cm, Yer: Alte Pinakothek, Münih
– Madonna ve Nar, Tarih: 1487, Orijinal Boyut: 143.5 x 143.5 cm, Yer: Gallery Uffizi, Floransa
– Kahinlerin Kutsaması, Tarih: 1475, Orijinal Boyut: 107.5 x 173 cm, Yer: Gallery Uffizi, Floransa
– İdeal Bir Kadın Portresi, Tarih: 1480, Orijinal Boyut: 81.8 x 54 cm, Yer: Städelsches Kunstinstitut, Frankfurt
– Madonna Azizler ile, Tarih: 1485, Orijinal Boyut: 185 x 180 cm, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Meryem Çocuğu ve Şarkı Söyleyen Melekler, Tarih: 1477, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Kahinlerin Kutsaması, Tarih: 1482, Orijinal Boyut: 70 x 104.2 cm, Yer: National Gallery of Art, Washington, D.C.
– Genç Adam Portresi, Tarih: 1485, Orijinal Boyut: 37.5 x 28.3 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Madonna Kitap Başında, Tarih: 1480, Orijinal Boyut: 59 x 39.5 cm, Yer: Museo Poldi Pezzoli, Milan
– Aziz Zenobius’un Üç Mucizesi, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 64.8 x 139.7 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Venüs ve Üç Güzellerin Genç Bayana Hediyesi, Tarih: 1486, Orijinal Boyut: 211 x 283 cm, Yer: Musée du Louvre, Paris

İlkbahar Alegorisi (La Primavera) 1478

İlkbahar Alegorisi
Bu tablo Mediciler’den Lorenzo di Pierfrancesco‘nun düğünü amacıyla ısmarlandı.

Botticelli burada iki değişik mitolojik hikayeyi tek bir kadrajda birleştirir ve açık kompozisyonlu olarak izleyiciye sunar. Resme bakınca dikkatimizi çeken ilk şey ortadaki muhteşem kadın figürüdür.

Merkezde yer alan bu figür aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’dür. Arkasındaki ağaç dallarının arasından gökyüzünün natural ışığıyla meydana getirdiği hâle ile Hıristiyanlaşıp “Meryemleşmiştir”. Hamilelik de Meryem ile ilişkilendirilir, natural olarak onun İsa’ya hamile bulunduğunu düşünürüz. İsa’nın gelmesi ile beraber tabiat canlanır ve ilkbahar gelir.

Diğer figürler simetrik olarak yerleştirilmiştir. Eserin en sağında yer alan figür batı rüzgarının tanrısı Zephyrus’dur. Zephyrus’un belinden tutup yakaladığı ve zorla sahip bulunduğu Chloris yani çiçeklerin tanrıçası Flora’dır. Efsane göre Zephyrus aşık bulunduğu Chloris’e cinsel şiddet uygulayarak sahip olur ve onunla evlenir.

Bu şiddet karşısında Chloris çığlık atar Botticelli bu çığlığı figürün ağzından çıkan çiçeklerle göstermiştir. Sol doğrultuda huzurla gülümseyen kadın figürü, Chloris’in gelecekteki, evlilikten ileri halidir yani Flora’dır. Flora kucağında Venüs’ün simgesi olan gülleri taşır.

Bize göre yapıtin sol doğrultusunda tespit edilen üç peri kızı “Üç Güzeller” olarak tanınan Aglaie, Euphrosyne ve Thalia‘dır. Bu üç figür parlaklık, ışıltı ve zarafeti simgeler.

En solda kırmızı bir kıyafet içersinde yer alan, belinde kılıç taşıyan figür Merkür’dür. Merkür Roma tanrılarının haberci tanrısıdır. Onu bu yapıtde elini yasak meyveye uzatmış bir şekilde görürüz.

Venüs’ün derhal üzerinde oğlu aşk tanrısı Cupid’i yani Eros’u görürüz. Figür kanatları olan bir çocuk formunda resmedilmiştir. Okunu üç güzellerin ortadaki figürünü amaç alarak tutmaktadır.

Botticelli bu yapıtde dokuz figür resmetmiş ve hepsin i mitolojiden seçmiştir. Hem de tabloda 170 türü gösteren 500’ü aşkın çiçek ve bitki resmetmiştir.

Kategoriler
Biyografi Genel

Steve McCurry kimdir

23 Nisan 1950 yılında dünyaya gelen Amerika Birleşik Devletleri vatantaşı Steve McCurry, ABD’nin Pensilvanya eyaletinin Darby kasabasında dünyaya gelmiştir. Pensilvanya Eyalet Üniversitesinden mezun oldu. Sinema ve film yapımcılığı okumayı planlarken, sahne sanatları bölümünden 1974 yılında mezun olmuştur. Okuduğu üniversitenin gazetesi hedefiyle fotoğrafçılık yaparken, fotoğrafçılığa olan ilgisini keşfetmiştir. Mezun olduktan sonra iki yıl boyunca The Daily Collegion gazetesinde habercilik yaptı. Spor ve moda haberlerinin fotoğraflarını çekerken bundan sonra monotonluktan sıkılarak, 1979 yılında Hindistan‘a gitmeye karar verdi.

1979 yılında serbest fotoğrafçılık yapmak üzere Hindistan‘a gitti. Yanına almış olduğu kamera ile birlikte ülkeyi keşfetmeyi kafasına koymuş ve Hindistan kıtasının genelini gezmiştir. Daha sonra Pakistan sınırını geçerek isyancıların kontrolündeki bölgede fotoğraflar çekti. 1984 yılında Afganistan–Pakistan sınırında bir mülteci kampında gördüğü manzarayı ve Afgan Kızının resmini çekti. Bu fotoğraflar daha sonra The New York Times, TIME ve Paris Match gazetelerinde yayınlandı.

Steve McCurry, daha sonra İran–Irak savaşını, Lübnan iç savaşını, Kamboçya iç savaşını, Filipinler‘deki İslami isyanı, Körfez savaşını ve Afganistan‘ın iç savaşını da belgelemiştir.

Steve McCurry, gazete fotoğrafçılığı ve editörlük yaptı. Ünlü olmasını sağlayan “Afghan Girl (Afgan Kızı)” fotoğrafını 1984 yılında çekti ve National Geographic dergisinde yer aldı.

Afgan Kızı : Şarbat Gula

Bu ünlü fotoğrafını Pakistan‘da belirleme edilen bir mülteci kampında çekmiştir. Fotoğrafta belirleme edilen aşağı yukarıya on iki yaşlarındaki yetim bir kızdır. National Geographic tarafından “en tanınmış fotoğraf” olarak seçilmiş ve 1985 yılının Haziran ayının kapak fotoğrafı olarak kullanılmıştır. Çekilen kızın kim olduğu tam on yedi yıl boyunca bulunamamıştır. Steve McCurry ve National Geographic ekibi aradan geride bıraktığımız on yedi yılın ardından 2002 yılında kızı bulmuşlardır.

Afgan Kızı : Şarbat Gula- 2

Steve McCurry, 1986 yılından itibaren Magnum Photos isimli dünyaca ünlü fotoğrafçılık şirketinin üyelerinden biridir. Steve McCurry çektiği fotoğraflar ile sayısız ödüle layık görülmüştür. Dünya çapında yapılan fotoğraf haberciliği yarışması olan “World Press Photo” yarışmasında iki kez birincilik elde etmiştir.

Fotoğraf kariyerinin başından itibaren Kodachrome kullanan Steve McCurry, üretimi 2009 yılında durdurulan kodachrome filminin en son 36 pozluk makarasının kendisine verilmesi hedefiyle Kodac’la görüşmüş, şirket kabul edince 30 yıldır kullandığı bu filmin son 36 karesiyle farklı ülkelerdeki kentleri ve kişileri çekerek, bir dönemin kapanışına tanıklık etmiştir. Bu fotoğrafları ” Son kodachrome filmi ” başlıklı sergide Robert De Niro, Aamir Khan, Shenaz, Nandita Nas, Amitabh Bachchan, Shekhar Kapur, Elliott Erwitt ve Ara Güler‘in yanı sıra Rajastan’da ki Rabari Kabilesi’nden etkileyici portreler çekerek toplamıştır. Bu resimler 3 Ağustos – 4 Eylül 2011 tarihleri arasında dünyada ilk kez “İstanbul Modern Sanat Müzesi ”nde sergilemiştir.

Ödülleri :
Robert Capa Altın Madalyası (Afgan kızı fotosu hedefiyle)
Ulusal Basın Fotoğrafçıları Ödülü
World Press Photo yarışmasında dört defa birincilik

Kitapları :
1985 – İmparator Yolu / The Imperial Way
1988 – Muson / Monsoon
1999 – Portreler/Portraits
2000 – Güney Güneydoğu / South Suotheast
2002 – Mabet/Sanctuary
2003 – Buda’ya Giden Yol: Tibet Haccı / The Path To Budhdha: A Tibetan Pilgrimage
2005 – Steve McCurry
2006 – Doğu’ya Bakış
2007 – Dağların Gölgesinde / In The Shadow Of Mountains.

Kategoriler
Biyografi Genel

Samih Rıfat kimdir

Samih Rıfat 28 Nisan 1875 senesinde ülkenin en yüksek nüfusa sahip olan ili olan İstanbul’da doğmuştur. Diğer bir ismi Samih Yalnızgil’dir. Tam adı Mustafa Samih Rifat’tır. Babası 1848 yılı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu‘na sığınmış olan Macar Ali Rıfat Bey Türk edebiyat tarihindeki ilk operalardan biri olan “Bülbül“ün bestecisidir. Koca Mustafa Paşa Rüştiyesini bitirdikten sonra özel öğrenim görerek Farsça, Arapça, Fransızca öğrendi.

Samih Rıfat, 1892 yılında Kantar İdaresine memur olarak girdi. İstanbul Şehremaneti Zabıt Katipliği, 1898 yılında Dahiliye Vekaleti Mektubisi Yasama İşleri Kalemi Mümeyyizliği, Mercan İdadisi Edebiyat Öğretmenliği, İttifak adıyla bir gazete çıkardı. Biga ve Karesi Mutasarrıflığı, 1912 yılında Konya Valisi, 1913 -1914 yılında Trabzon Valisi görevlerini yerine getirdi.

Talat Paşa‘nın nazırlığı sırasında Dahiliye müsteşarlığına getirildi. Millî Mücadele sırasında Ankara‘ya geçti. Maarif Vekâleti müsteşarlığına getirildi. Tercüme Başkanlığı, Tarih Cemiyeti Üyeliği yaptı. Biga ve Çanakkale milletvekili olarak Meclise girdi (1923-1931). II. Dönem Biga, III. ve IV. Dönem Çanakkale Milletvekilliği, III. ve IV. Dönem Kütüphane Encümeni Reisliği yapmıştır. Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu’nun kurulmasında büyük hizmetleri oldu.

Birçok değerli eseri Türkçeye çevirmiş, saygın bir dilbilimci olan Samih Rıfat, şiirler kaleme alıyor, aynı zamanki musiki ile de ilgileniyordu. Cumhuriyet devrinin en değerli şairlerinden biri olan ve kendisine özgü lirik, felsefi kuvvetli şiirleri olan Samih Rıfat’ın yurtta milliyet şuurunun uyanmasında, gelişmesinde önemli payı vardır. Türkçe’nin öze ve benliğe yönelmesi konusunda, Atatürk‘ün açtığı çalışmaları, derin bilgi kapasitesi ve inancı ile, ölümüne kadar, gittikçe artan bir hızla yürütenlerden biri olmuştur.

Şiir ve yazıları Resimli Gazete, Hazine-i Fünûn, Maarif, Mekteb, İkdam, Sabah dergi ve gazetelerinde çıktı.
Hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Servet-i Fünûncuların dil ve edebiyat anlayışına karşı idi. Millî Edebiyat akımı içinde yer alır.

Yazdığı Akdeniz Marşı Kurtuluş Savaşı’nın özden destanlarından biridir.

Samih Rıfat, Türk Dil Kurumu’nun ilk başkanıdır. Mehmet Akif Ersoy ile birlikte “Divanu Lügati’t Türk”‘ü Türkçeye çevirmiştir.

Samih Rıfat 1932 yılında öldükten sonra 4 Kasım 1934 tarihinde kabul edilen soyadı kanunu ile eşi “Yalnızgil” soyadını almıştır.

Samih Rıfat, Evli idi. Şair, oyun yazarı ve Romancı Oktay Rıfat‘ın babasıdır. Kızı ise eski Adalet Bakanlarından Hasan Safyettin Menemencioğlu ile evlendi.

Samih Rıfat, 4 Aralık 1932 tarihinde Ankara‘da 57 yaşında ölmüştür. Kabri Cebeci Mezarlığındadır.

Eserleri :
1927 – Şarkın Masal Anaları
1927 – Halkıyat (İlk iki forması yayınlandı
1934 – Sâmih Rıfat, Hayatı ve Şiirleri

Akdeniz Marşı
Yaslı gittim şen geldim
Aç koynunu ben geldim
Bana bir yudum su ver
Çok uzak yoldan geldim
Yürü ey şanlı gazi
Kılıcı kanlı gazi
Meriç seni bekliyor
Büyük ünvanlı gazi

Korkma açıl ey şen yurdum
Dağları ordu kurdum
Açık denizlerine
Süngümle kilit vurdum

Rüzgarlardan atım var
Şimşekten kanadım var
Göğsümde al yazılı
Gazilik beratım var

Rüzgar bana at oldu
Şimşekler kanat oldu
Eğilin gökler dedim
Bulutlar kat kat oldu

Irmaklar gibi taştım
Yalçın kayalar aştım
Hakka şükürler olsun
Geldim sana ulaştım

Varsın yansın ocağım
Kurtuldu al sancağım
Bayrağımın altında
Ben hür yaşayacağım

Deniz, deniz akdeniz
Suları berak deniz
Karşımda yar ağlıyor
Gideyim bırak deniz

Açtım kal’a yolu
Göründü Gelibolu
Bırak beni gideyim
Orası yasla dolu

Samih Rıfat.

Kategoriler
Biyografi Genel

Seyithan Özdemir kimdir

Çukur dizisi ile ününe ün katan oyuncu olan ve 1 Ocak 1982 tarihinde doğan Seyithan Özdemir, Muş’da dünyaya gelmiştir. 2,05 m boyunda olan Seyithan Özdemir, oyuncu olmadan evvelce özel koruma olarak vazife yaptı.

Seyithan Özdemir, 2010 senesinde İstanbul’a çalışmak amacıyla gelerek, gece kulüpleri ve konserlerde özel emniyet işlerini üstlenirken, özel zamanlarda ise sanatçı ve işadamlarına yakın korumalık yaptı.

2012 senesinde senaryosunu Birol Güven‘in yazdığı, yönetmenliğini Hasan Tolga Pulat‘ın yaptığı ve Ufuk Özkan, Ecem Özkaya, Hüseyin Avni Danyal, Ayda Aksel, Mahir İpek, Ferdi Akarnur, Kemal Kuruçay, Şeyla Halis‘in de rol aldığı “Zengin Kız Fakir Oğlan” isimli dizide oyunculuğa başladı.

Baskın: Karabasan’ ve ‘Hannas: Karanlıkta Saklanan’ isimli korku filmlerinde oynayan Özdemir’in asıl bilinmeye başladığı film ise Tolga Karaçelik‘in yönetmekte olduğu ve Nadir Sarıbacak, Kadir Çermik, Osman Alkaş gibi usta isimlerin rol aldığı ‘Sarmaşık’ isimli filmde canlandırdığı ‘Kürt’ karakteriydi.

Seyithan Özdemir, 2016 senesinde yönetmenliğini Uluç Bayraktar‘ın yaptığı ve başrollerinde Çağatay Ulusoy, Bensu Soral, Aras Bulut İynemli, Çetin Tekindor, Damla Colbay, Mustafa Uğurlu, Rıza Kocaoğlu, Yıldıray Şahinler, Uğur Yücel, Gözde Kansu, Nebil Sayın, Selim Erdoğan‘ın yer aldığı “İçerde” dizisinde Minik karakterini canlandırdı.

2017 senesinde senaryosunu ve yönetmenliğini Müfit Can Saçıntı‘nın yaptığı “Yaşamak Güzel Şey” filminde Müfit Can Saçıntı, Yasemin Çonka, Zihni Göktay, Ayşegül Atik, Reha Özcan, Renan Bilek, Onur Dilber, Günay Karacaoğlu ile birlikte rol aldı.

2017 senesinde çekimleri Samsun‘da oluşturulan “Mezarlık” isimli filmde Seyithan Özdemir, başrolde olarak Gülnihal Candan ile birlikte rol aldı.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu :
2017 – Yaşamak Güzel Şey (Sinema Filmi)
2017 – Mezarlık (Mezarcı Azap) (Sinema Filmi)
2017 – Geri Döndü (Sinema Filmi)
2016 – İçerde (Minik) (TV Dizisi)
2016 – Çakallarla Dans 4 (Ormancı Ceberrut ( Konuk Oyuncu)) (Sinema Filmi)
2015 – Hannas: Karanlıkta Saklanan (Sinema Filmi)
2015 – Baskın: Karabasan (Giant Man / Frog Hunter ) (Sinema Filmi)
2014 – Sarmaşık (Makineci Kürt) (Sinema Filmi)
2014 – Panzehir (Sinema Filmi)
2012 – Zengin Kız Fakir Oğlan (TV Dizisi).

Kategoriler
Biyografi

Selahaddin Menteş kimdir

3 Ekim 1970 tarihinde doğan Selahaddin Menteş, Malatya’da dünyaya gelmiştir. Babası Bekir Menteş’dir. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Elâzığ’ın bir ilçesi Sivrice’de okudu. 1988 senesinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. 1994 senesinde mezun oldu.

Selahadül ayında Elazığ Adli Yargı Hâkim Adayı olarak kamu vazifeine başladı. Stajını bitirdikten sonra 1998 senesinde Denizli Buldan hâkimi olarak atandı. Buldan’daki vazifeinden sonra Eskişehir-Han, Adıyaman-Gölbaşı hâkimi olarak vazife yaptı. Bu vazifeleri esnasında Kadastro Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi, Asliye Ceza Mahkemelerinde çalıştı.

2006 senesinde Diyarbakır‘da CMK 250 maddeyle yetki sahibi Ağır Ceza Mahkemesinde üye hâkim olarak vazife yaptı. 2006’da Diyarbakır’a atanan hâkim Selahaddin Menteş, bilhassa taş atan çocuklara verdiği cezalara muhalefet şerhi koymasıyla ilgi çekti.

2010 senesinde Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı ve Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı vazifelerini 2012 Haziran ayına kadar yürüttü.

2012 Yaz Kararnamesi ile Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atandı. 2013 senesinde Mazeret Kararnamesi ile Ankara Adliyesine atandı.

2014 Şubat ayı itibari ile Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olarak atanmıştır.

16 Mayıs 2017 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım doğrulusunda Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanlığına atanmıştır.

Selahaddin Menteş, evlidir ve 2 çocuğu vardır.

17 Ekim 2017 tarihinde Adalet Bakanı Abdulhamit Gül doğrulusunda Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı vazifeinde tespit edilen Kenan İpek‘in vazifeden alınarak yerine Selahaddin Menteş getirildi.

Kategoriler
Biyografi

Sungun Babacan kimdir

5 Ekim 1958 tarihinde doğan Sungun Babacan, Ankara’da dünyaya gelmiştir. Hacettepe Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu.

Sungun Babacan, TRT‘de seslendirme yaparak meslek yaşamına başladı. 1980‘li senesinin ortalarında TRT’de Cumartesiden Cumartesiye isimli uygulamanın sunuculuğunu yaptı.

Başta Tom Cruise olmak üzere çoğu sinema filmi ve televizyon dizisinde ünlü sanatçıların seslendirmesini yaptı. Reklam seslendirmeleri yaptı.

2012 – 2015 yılları arasında Kanal D ekranlarında mimar Selim Yuhay‘ın sunuculuğunu yaptığı “Evim Şahane” uygulamanının dış sesi oldu. Daha sonra aynı program 2016 yılı eylül ayından itibaren TV8ekranlarında tekrar mimar Selim Yuhay‘ın sunuculuğunu yaptığı ve anlatımlarını Sungun Babacan‘ın yaptığı “Güle Güle Oturun” adı ile devam etti.

Sungun Babacan, 1982 yılında Meral Erbil ile evlendi. Boşandı. Sungun Babacan 27 Haziran 2008tarihinde Damla Özüduru ile evlendi.

Sungun Babacan, Başkent Etkileşim Bilimleri Akademisi’nde Dublaj konusu ile ilgili dersler vermektedir.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu :
2016- Kültür Yolcuları Havana’da (Türkçe seslendirme) (Sinema Filmi)
2016- Agent Carter (Türkçe seslendirme) (TV Dizisi)
2016- Alis Harikalar Dien (Türkçe seslendirme) (Sinema Filmi)
2015- Pırdino Sürpriz Yumurta (Sansar) (Sinema Filmi)
2014- Pırdino (Sinema Filmi)
2014- One Night in Istanbul (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2011- Çılgın Aptal Aşk (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2011- X-Men: Birinci Sınıf (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2010- Gece ve Gündüz (Tom Cruise Seslendirme) (Sinema Filmi)
2010- Alice Harikalar Diyarında (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2010- Alacakaranlık Efsanesi: Tutulm… (Billy Burke Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
2010- A Takımı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2009- İki Babalık (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2009- Melekler ve Şeytanlar (Tom Hanks Seslendirme) (Sinema Filmi)
2009- Halk Düşmanları (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2009- G-Force (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2009- Ciddi Bir Adam (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2009- Alacakaranlık Efsanesi: Yeni Ay (Charlie Swan Seslendirme) (Sinema Filmi)
2008- Ölümcül İçgüdü 2 (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2008- Operasyon Valkyrie (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2008- Asteriks Olimpiyat Oyunları’nda (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2008 – Benjamin Button’yn Tuhaf Hikayesi (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
2008- New York, I Love You (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2008- Gerçek Masallar (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Öldüren Sis (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Tabu (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Gossip Girl (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Garfield Geri Dönüyor(Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Günah
2007- Charlie Wilson’ın Savaşı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Büyük Hazine: Sırlar Kitabı (Nicolas Cage Seslendirme) (Sinema Filmi)
2007- Arı Filmi (Sting Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
2007 – O’cean 13 (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Scoop (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Neşeli Ayaklar (Ramon Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Kralın Adamları (Jude Law Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Korkunç Bir Film 4 (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Breaking and Entering / Hırsız (Jude Law Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Hollywood Ülkesi (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Da Vinci Şifresi (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2006- Barnyard: Parti Hayvanları (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- Yeni Dünya (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- Kirli Para (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- King Kong (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- Gelibolu (Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- Constantine (Keanu Reeves Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- Charlie’nin Çikolata Fabrikası (Willy Wonka Seslendirme) (Sinema Filmi)
2005- Başka Hatunlarla Muhabbetler (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2004- Truva (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
2004- Stepford Kadınları (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2004- Köy (Edward Walker Seslendirme) (Sinema Filmi)
2004i)
2004- Büyük Hazine (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2004 – O’cean 12 (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Çatı Katı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003 – Kangaroo Jack (Jerry O’Connel Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Vegas da Son Şans (Alec Baldwin Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Muhteşem Kahramanlar (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Lorenzo’nun Karısı (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
2003- Kabus (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Günahların Bekçisi (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Eski Dostlar (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Düş Kapanı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2003- Absolon (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2002- Şeref ve Cesaret (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2002- Piyanist (Adrien BrodySeslendirme) (Sinema Filmi)
2002- Azınlık Raporu (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2001- Meksikalı (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
2001 – Spy Game (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
2001- Kod Adı Kılıçbalığı (Hugh JackmanSeslendirme) (Sinema Filmi)
2000- Ölümsüz (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2000- Cast Away / Yeni Yaşam (Tom Hanks Seslendirme) (Sinema Filmi)
2000- Vatansever (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
2000- Akıl Defteri (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1999- The Green Mile / Yeşil Yol (Tom Hanks Seslendirme) (Sinema Filmi)
1999- Harem Suare (Alex Descas Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1999- Gözleri Tamamen Kapalı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1999- Generalin Kızı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1999- Altıncı His (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1999 – Gününü Göreceksin (Payback) (Mel Gibson Seslendirme) (Sinema Filmi)
1998- Son Umut (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1998- Mesajınız Var (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1998- Er Ryan’ı Kurtarmak (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1998- Dava (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1998- Armageddon (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1997- Çakal (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1997- Yüz Yüze (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1997- Robinson Crusoe (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1997- Komplo Kuramı (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1997- Herkül (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1997- Hamam (Alessandro Gassman Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1997- Con Air (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1996- İlk Korku (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1996- Space Jam (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1996- Mucize (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1996- Kırık Ok (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1996- Kobra Takibi (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1996- Kobra Takibi (Erdoğan Atalay Seslendirmesi) (TV Dizisi)
1996- Fidye (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1996- Ateş Altında Cesaret (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1995- İntikam Yarışı (Jackie Chan Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1995- James Bond Altın Göz (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1995- Desperado (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1995 – Seven (Brad Pitt Seslendirme) (Sinema Filmi)
1995- Batman Daima (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1995- 12 Maymun (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1994- Vampirle Görüşme (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1994- Pulp Fiction / Ucuz Roman (John Travolta Seslendirme) (Sinema Filmi)
1994- Forrest Gump (Tom Hanks Seslendirme) (Sinema Filmi)
1994 – Bir Sonbahar Hikayesi (Can Togay Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1993 – Firm / Şirket (Tom Cruise Seslendirme) (Sinema Filmi)
1993- Şehir Avcısı (Jackie Chan Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1993- Kusursuz Dünya (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1992- Ölüm Kadına Yakışır (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1992- Daima Genç (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1992 – The Bodyguard (Kevin Costner Seslendirme) (Sinema Filmi)
1992- Cehennem Silahı 3 (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1992- Batman Dönüyor (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1992- Amerikalılar (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1991- The Last Boy Scout / Son Görev (Bruce Willis Seslendirme) (Sinema Filmi)
1991 – The Godfather 3 (Andy Garcia seslendirme) (Sinema Filmi)
1990- Özel Bir Kadın (Richard Gere Seslendirmesi) (Sinema Filmi)
1990- Problem Çocuk (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1990- Evimiz Hollywood’da (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1989- Susam Sokağı (Kurbağa Kermit) (Tv Programı)
1989 – Field Of Dreams / Düşler Tarlası (Kevin Costner Seslendirme) (Sinema Filmi)
1989- Henry V (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1989- Doğum Günü 4 Temmuz (Tom Cruise Seslendirme) (Sinema Filmi)
1988- Zor Ölüm (Bruce Willis Seslendirme) (Sinema Filmi)
1987- Cesur ve Güzel (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1987- Bizim Ev (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1986- Top Gun (Tom Cruise Seslendirme) (Sinema Filmi)
1985- Perfect (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1985- MacGyver (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1985- Fandango (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1985 – European Vacation / Avrupa Tatili (Chevy Chase Seslendirme) (Sinema Filmi)
1984- Polis Akademisi (Steve Guttenberg Seslendirme) (Sinema Filmi)
1984- Charles İş Başında (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1983- The Dead Zone (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi)
1983 – Riskli İş (Tom Cruise Seslendirme) (Sinema Filmi)
1982- Babasının Oğlu (2) (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1980- Genç Üstad (Jackie Chan Seslendirmesi -2) (Sinema Filmi)
1978- Dallas (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi)
1978- Beyaz Gölge (Türkçe Seslendirme) (TV Dizisi) (37 Bölüm)
1970- New York’taki Herkül (Türkçe Seslendirme) (Sinema Filmi).

Kategoriler
Biyografi

Sülün Osman kimdir

1923 senesinde İstanbul’un Fatih eyaletinde bir memurun oğlu olarak doğmuştur. Tam isimi Osman Ziya Sülün’dür

Söylentlerini Kumkapılı bir rum olan aleko’dan öğrenmiş. Kendisi sıradan bir üç kâğıtçı değil. Bu işin kitabını yazıp, felsefesini yapmış bir düşünür: 20 Nisan 1962’de hapisteyken ‘Alınteri ile Yaşamak’ hususlu konferans vermiş bir kişidir.

Sülün Osman, ismini duyurduğu ilk “işini” 1948 senesinde Fatih’te yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yaptı. 1950 ve 1960’lı yıllardaki “işleriyle” ün kazanan “Sülün Osman”, tramvay, Galata Kulesi, şehir meydanlarındaki saatler, Galata Köprüsü, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara ‘satarak’ ya da ‘kiraya vererek’ efsane durumuna geldi.

Osman Sülün, 20 Nisan 1962 tarihinde hapisteyken ‘Alınteri ile Yaşamak’ hususlu konferans verilen söylenmektedir. Hayatı ve dolandırıcılıkları çoğu filme husus olan Sülün Osman, Aziz Nesin‘in Fil Hamdi adlı öykü kitabında geride bıraktığımız “Sülün Osman pırrrr” cümlesinden ötürü manevi hislerini rencide ettiği gerekçesi ile Aziz Nesin‘e dava açmıştır.

Hapisaneden çıktıktan sonra dolandırıcılığa tövbe edip Zeytinburnu Yenidoğan mevkiinde bir meyhane açmıştır.

Sülün Osman, verilen her röportajında dolandırmaya çalıştığı insanların rastgele birileri ya da fukara olmadıklarını, basit yoldan para kazanmaya çalışan ve hem de kendisini dolandırmaya çalışan şahıslar bulunduğunu belirtmiştir.

Sülün Osman, 1984 yılının temmuz ayında İstanbul‘da Beyoğlu’nda sıksık kaldığı otelde 61 yaşında kalp krizinden ölmüştür. Kimlik taşımadığı amacıyla kimsesizler mezarlığına gömüldü.

Sülün Osman’ın icraatlarından misaller :

–Taksim Meydanı‘na paspas serip oradan geride bıraktığımızlerden ‘Burası benim’ diyerek para alıyor, daha sonra ”Ne kadar kazanıyorsun sen buradan” diyenlere komple Taksim Meydanı’nı satıyormuş.
-Benzer yollarla Galata Kulesi‘ni de satan Osman Sülün, şikayet edilip mahkemeye çıkarılınca: ”Kusura bakma hakim bey. Memlekette Galata Kulesi’ni satın alacak eşekler bulunduğu prosese ben bu kuleyi satarım” diyerek kendini savunmuştur.
-Gittiği barda eğlendiği kadınlarla bütün gece yiyip içip eğlendikten sonra, hesabın o bayanlara ait bulunduğunu ifade ederek bardan çıkmış. Kendisinin Sülün Osman bulunduğunu anlayan kadınlar, bizi de satar diyerek korkudan vakanın çok üstünde durmamışlar. Bunun üstüne Sülün Osman ”Adım çıkacağına canım çıksaydı” demiş.
– Yine benzer yollarla Galata Köprüsü‘nü satıyor. İnsanlar köprüden geçiyor, arkadaşları para ödeyince insanlar ”Ne yapıyor bu adam?” diye sormadan gördüklerini yapıyor ve sonrasında Galata Köprüsü’ne de talip çıkıyor. Bu hadise daha sonra Türk filmlerine husus oluyor. Ancak Sülün Osman’ı yakalatan hadise da bu oluyor.

Kategoriler
Biyografi

Seda Ocak kimdir

2 Şubat 2019 tarihinde başlayan Survivor 2019 Türkiye – Yunanistan programının yayınlandığı Tv8 kanalında yarışacak.

Seda Ocak , 17 Ağustos 1985 tarihinde Bursa‘da doğmuştur. Asıl adı Seda Aydemir‘dir. Daha evvelce 2017 ve 2018 Survivor yarışmalarına katılan Sema Aydemir adında ikiz kız kardeşi vardır. Atletizme ikiz kardeşi Sema Aydemir ile beraber başladı.

174 cm boyunda ve 56 kilo olan Seda Ocak, 100 metre engelli koşucusudur. 2003 senesinde evlendikten sonra sporu bıraktı. Atletizm ardından atletizm antrenörü olarak sporun içersinde kalmaya devam ediyor.

2014 senesinde TV 8 ekranlarında yayınlanan Ninja Warrior Türkiye‘de yarıştı fakat 1. turda yarışmaya veda etti.

Seda Ocak, 2003 senesinde Yasin Ocak ile evlendi. İki oğlu vardır.

2 Şubat 2019 tarihinde Tv8‘de başlayacak olan Survivor 2019 Türkiye – Yunanistan‘da yarışacak. Türkiye ekibinde Atakan Işıktutan, Bora Edin, Büşra Yalçın, Ecem Onaran, Hakan Kanık, Hikmet Tuğsuz, Kader Karakaya, Melisa Emirbayer, Okay Köksal, Seda Ocak, Sude Burcu, Yusuf Karakayaadlı yarışmacılar olacak.

Kategoriler
Biyografi

Salim Başol kimdir

Yassıada yargıçlarından olan Salim Başol, 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Demokrat Parti idarecilerini yargılayan ve Yüksek Adalet Divanı olarak tanınan Olağanüstü Mahkemenin başkanlığını yapan hukukçu ve hakimdir…

Salim Başol, 1908 senesinde Yozgat‘da doğmuştur. Babasının adı adı Şevket’dir. İlkokul, ortaokul ve liseyi Yozgat’da okuduktan sonra 1928 senesinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Salim Başol, 1930 senesinde Niksar hâkimliğine atanarak hâkimlik mesleğine başladı. Çeşitli yerlerde hakimlik, ağır ceza mahkemesi üyeliği ve başkanlığı görevlerinde bulundu.

1945 senesindeki Tan olayından sonra Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel‘in “hükumetin manevi şahsiyetini tahkir” suçundan birer sene hapis cezasına çarptırılmaları kararını verdi. 1949‘da Yargıtay üyeliğine, 1954‘te Yargıtay başkanlığına seçildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi başkanlığındayken 27 Mayıs 1960 tarihinde Demokrat Parti iktidarına karşı oluşturulan ihtilalden sonra Milli Birlik Komitesi (MBK) doğrulusunda Yüksek Adalet Divanı başkanlığına getirildi.

6 Ekim 1960 tarihinde başladığı Yüksek Adalet Divanı başkanlığı görevini Yassıada’da sürdürdü. Burada oluşturulan duruşma ve yargılamalarda başkanlığını yaptığı mahkeme Demokrat Parti idarecilerini detaylı cezalara çarptırdı. Salim Başol yargılama esnasında peşin hükümlülüğü ve doğrultu tutmasıyla hukukun ve adaletin bildirdiği çizgiden ayrıldı. 1950-1954 arasında çıkan yasaların hesabı sorulurken Samet Ağaoğlu‘nun; “Peki ama Reis Bey! O yasa layihasını bizimle birlikte imzalayan Fethi Çelikbaş arkadaşım neden burada bizimle birlikte değil?” diye sorunca; “Ne yapalım sizi buraya tıkan kuvvet bu tür istiyor.” diyerek peşin hükümlülüğünü açıkladı.

Demokrat Parti idarecileri ile ilgili nasıl bir karara varacağını, onları eninde sonucunda idam edeceğini bilen Salim Başol sanıklara sert davranmak ve savunmalarını istedikleri gibi yaptırmamak amacıyla hukukun “son söz savunmanındır” kaidesini ihlal etti. Hasan Polatkan Ünlü müdafaasını gerçekleştirme amacıyla söz istediği zaman; “On beş dakikadan çok dinleyemeyiz.” dedi. Konuştuklarına da; “Buraya kadar tamamiyle boştur.” demek amacıyla hukukla değil, buyrukla hareket ettiğini meydana koydu.

Yassıada Komutanı Albay Tarık Güryay, Salim Başol‘un başkanı bulunduğu Yüksek Adalet Divanının nasıl bir hukuk düzeyinde görev yaptığını hatırat olarak şu şekilde nakletti; “Bir gün, Milli Birlik Komitesinin iki delegesi Mucip Ataklı ile Suphi Gürsoytrak öğlen yemeğine geldiler; “Yemeği senin odanda yiyeceğiz” dediler. Mahkeme başkanı Salim Başol‘u da çağırdık. Dördümüz yemek yedik. Bunlar konuyu açtılar. Salim Başol’a dediler ki; “Reis Bey! Kararlarda 60’tan aşağı idam kararı verirseniz biz, yani Milli Birlik Komitesi gayr-ı yasal oluruz… Yani 59 şahıs olsa bizi yasal kılmaz. Başol da bunun üstüne dedi ki; “Bu kararları ben tek başıma verecek değilim. Dosyaları kurul durumunda inceleyeceğiz. Belki yüz bireyi asarız, belki üç asılır. Bu benim tek başıma vereceğim karar değil ki… Onlar da; “İşte” dediler. Mümkün bulunduğu kadar çok olsun.” (Milliyet Gazetesi 6 Ocak 1985- Emin Çölaşan)

Hiçbir hukuk devletinde görülmemiş, bu olağandışı siyasi mahkemenin başkanı olan Salim Başol ve arkadaşlarının peşin hükümle verdikleri karar sonucunda Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, MBK’nin tasdikiyle idam edildiler. Böylece Türk politika ve hukuk tarihine kara bir leke konulmuş oldu.

Yassıada yargılamalarından sonra Yargıtay’daki görevsine dönen Salim Başol 1962 senesinde Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine seçildi.

İdamlardan iki sene sonra, Yassıada’da 4,5 ay tutuklu kalan gazeteci-yazar Turhan Dilligil Adalet Gazetesi’nde yazdığı bir hikayede aslen çingene olan Yozgat’lı bir eşkıyadan bahsetti. Bu makale üstüne, Salim Başol Turhan Dilligil ile ilgili “kendine hakaretten” dava açtı. Mahkeme sonucunda Turhan Dilligil, Türk adalet mensubunu görevsinden ötürü ufak düşürdüğü gerekçesiyle otuz bin lira para cezasına mahkum edildi.

Aradan senelar atlattıktan sonra Turhan Dilligil’e bir gazeteci doğrulusunda Asaletmeap kitabında yazdıklarınız doğru mu? İddianıza göre üstü kapalı olarak anlatıldığı gibi Başol’un babası çingene mi?” diye sordu. Turhan Dilligil; “Aradan 26-27 sene geçti. Fakat yazdıklarımın hepsi bir gerçeğe dayanır. Hepsini araştırmışımdır. Hiçbiri tekzib edilmemiştir. Tekzib edilmemesi çok önemlidir. Yani, ben Salim Başol’la mahkemelik oldum, ama yalan yazdığım amacıyla değil, hakaret ettiğim iddiasıyla oldum. Bugüne kadar kimse, “Yalan yazdı, yazdıkları asılsızdır.” diye iddiada bulunmamıştır. Makamından ötürü kendine hakaret ettiğim gerekçesiyle mahkum oldum. Yoksa sen bunun babasına neden çingene demişsin? diye değil. Yaptığım tetkik sonucunda Yozgatlı Şevket isimli bir çingene bir tren soygunu yapıyor. Hakkında verdiği hapis cezasını çektikten sonra da birine yanaşma giriyor. Başol da bir çiftlik ağası doğrulusunda okutulmuş. Şimdi hikayenin hepsi doğru da fakat Asaletmeap’ta makalelanların birtakım isimleri değiştirilmiştir” diye yanıt verdi (Türkiye Gazetesi 21 Eylül 1989-Enver Durmuş)

14 Temmuz 1970 tarihinde Anayasa Mahkemesi üyeliğinden emekli olan Salim Başol, ölümüne kadar Ankara‘daki evinde hayatını sürdürdü.

Salim Başol, Meliha Başol ile evli idi.

Salim Başol, 28 Şubat 1990 tarihinde Ankara‘da 85 yaşında ölmüştür. Mezarı Salim Başal diye kayıtlı olarak Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunuyor.

Kategoriler
Biyografi

Robert Falcon Scott kimdir

Robert Falcon Scott kimdir, 6 Haziran 1868 tarihinde İngiltere’nin Plymouth eyaletinde Hannah ile John Edward ikilisinin oğlu olarak doğmuştur, Robert Falcon Scott. 14 yaşında iken 1882’de İngiliz deniz kuvvetlerinde çalışmaya başladı. 1901 ile 1904 seneları arasındaki devrede İngilizlerin Güney Kutbu’na gönderdikleri 50 şahıslik bir ekiple Antarktika keşfine katıldı ve keşif heyetlerine diğernlık etti. Arkadaşları ile beraber Güney Kutbu’nda 82 paralel dairesine kadar gitti Bu, o günün şartlarına göre çok büyük bir başarı sasenemıştı. Bu başarısı yardımıyla yüzbaşı rütgıdae getirildi.

Robert Falcon Scott, 1908 senesinde Kathleen Scott ile evlendi. Peter Scott (d.1909) isminde bir çocuğu oldu.

1909 senesinde ikinci Güney Kutbu yolculuğu amacıyla hazırlıklarına başladı. Bu defa Güney Kutbu noktasına varmak, her ne pahasına olursa olsun, Güney Kutbu’na İngiliz bayrağını dikmek istiyordu.

1 Kasım 1911 tarihinde Güney Kutbuna doğru hareket eden Robert Falcon Scott ve 4 dostu 17 Ocak 1912 tarihinde Güney Kutbu’na vardılarsa da onlardan bir ay evvelce Norveçli kaşif Roald Amundsen ile arkadaşları Güney Kutbu’nu keşfedip kutup noktasına Norveç bayrağını dikmişlerdi.

Robert Falcon Scott ve ekibi, kamplarını Ross Adası’ndaki Evans Burnu’na kurmuştu. Roald Amundsen‘in kamp kurduğu Balinalar Koyu’na göre Güney Kutbu’na aşağı yukarı 100 kilometre daha uzak olan bu bölümden Beardmore Buzulu yolu ile Antarktika Platosu’na ulaşmayı planlıyorlardı.

Bu buzulun eğimi, Roald Amundsen ve arkadaşlarının üstünde yol aldığı Axel Heiberg Buzulu’na göre daha düşük bulunduğu amacıyla her ne kadar uzaklık daha çok olsa da yolculuğun çok daha basit geçeceği düşünülüyordu. Fakat bu rota Scott ve arkadaşlarının soğuk Antarktika Platosu’nda daha uzun vakit geçirmesine de namacıyla olacaktı. Üstelik Scott bu yüksekliklerde lüzumlu olacak gıda sayısını hatalı hesapladığı amacıyla beraberlerinde getirdikleri yiyecek miktarı azdı. Su gereksiniminin Roald Amundsen‘in yolculuğunda bulunduğu gibi buzun eritilmesiyle sağlanması planlanıyordu. Fakat Roald Amundsen ve arkadaşlarının aksine parafin dolu kutuları sıkıca lehimlemedikleri amacıyla beraberlerinde getirdikleri yakıtın bir alanı buharlaşarak kaybolacaktı. Bu hal yeterli miktarda su üretememeleriyle ve kâşiflerin vücutlarının yolculuk sırasında aşırı miktarda su kaybetmesiyle sonuçlandı

Robert Falcon Scott ve arkadaşlarının yanısıra köpeklerle beraber midilliler ve motorlu kızaklar da vardı. Fakat motorlu kızakların en büyüğü hiç kullanılamadan gemiden karaya çıkarılırken kaybedilince geriye yalnızca iki ufak motorlu kızak kalmıştı. Hem de ekiptekiler kayakla kayma konusu ile alakalı tecrübesizdi ve her ne kadar Scott doğrulusunda kaymayı öğrenmeye teşvik edilmişlerse de isteksiz davranmışlardı.

Scott ve arkadaşları 1 Kasım 1911‘de yolculuğa başladılar. Başlangıçta dörder şahıslik iki ekip vardı. Bu ekiplerden birinin Güney Kutbu‘na ulaşması diğer grubunsa bu gruba destek olmak amacıyla yiyecek taşıması ve geri dönüş yolculuğunda lüzumlu olacak gıda depolarını kurması planlanıyordu. Scott daha sonra kutba gidecek ekibin beş şahıslik olmasına karar verdi, diğer üç şahısyse gemiye geri döndü.

Roald Amundsen‘in yolculuğunda bulunduğu gibi köpeklerin gerek görüldükçe gıda kaynağı olarak kullanıldığı bu yolculuk 77 gün sürdü. Nihayetinde Scott ve arkadaşları 17 Ocak 1912 günü Güney Kutbu‘na ulaştıklarında Roald Amundsen‘in kendilerinden beş hafta evvelce bölgeye ulaştığını öğrendiler. Bu sırada ekiptekiler yetersiz beslenme ve bilhassa de C vitamini eksikliği namacıylaiyle bitkin düşmüştü.

Bir gün dinlendikten sonra dönüş yolculuğuna başladılar. Aşırı soğuğa ve yetersiz beslenmeye karşın Güney Kutbu Platosu’nun sınırlarına sağ salim ulaşmayı başardılar. Fakat ekiptekilerden biri Beardmore Buzulu üstünden deniz kıyısına doğru yolculuk eder iken 17 Şubat 1912 günü bir kaza neticesinde hayatını yitirdi.

Robert Falcon Scott yolculuğa başlamadan evvelce destek grubundakilere 1 Mart günü kendilerini 80° paraleli seviyesinde belirledikleri bir bölümde köpeklerle karşılamaları amacıyla buyruk vermişti. Güney Kutbu’ndan dönen ekipteki dört şahıs bu bölgeye 27 Şubat günü, belirlenenden de daha erken bir tarihte ulaşmayı başardı. Fakat 10 Mart’a kadar beklemelerine karşın kendilerini karşılamaya gelen olmadı. Deniz kıyısındaki kamplarına ulaşmak amacıyla aşırı soğuk havada yapmaları gereken aşağı yukarı 650 kilometrelik bir yolculuk vardı ve daha çok bekleyemezlerdi. O gün ekiptekilerden biri yolculuğu sağ olarak tamamlamaktan umudunu keserek çadırdan çıktı ve kar fırtınasının içersinde kayboldu. Geriye kalan üç şahıs fakat 35 kilometre kadar yol gerçeklştirmeyi başarabildikten sonra 19 Mart günü son kamplarını kurdular. Kar fırtınası ilerlemelerini zorlaştırıyordu ve çok az gıdaları vardı. Scott’ın yolculuk sırasında tuttuğu günlükteki son tarih 29 Mart. Güney Kutbu’ndan ayrıldıktan aşağı yukarı 70 gün sonra öldüklerinde, içersinde bir ton yiyecek ve yakıt tespit edilen depoya varmalarına yalnızca 18 kilometre kalmıştı. Üzeri karlarla örtülmüş çadırları fakat sekiz ay sonra, 12 Kasım 1912‘de bulunabildi.

Robert Falcon Scott ve ekibinin yolcuğu çok kötü şartlar içersinde başladı. Sık sık çıkan korkunç tipiler kâşiflerin ilerlemesine engel oluyordu. Robert Falcon Scott ile sağ kalan iki dostu, yiyecek depolarına 18 km. uzakta donarak öldüler. Ertesi sene kasım ayında Güney Kutbu’na giden diğer bir keşif heyeti, Scott’la arkadaşlarının donmuş cesetlerini, yolculukla alakalı detaylı notları, eşyalarını buldu.

Robert Falcon Scott, 29 Mart 1912 tarihinde Ross Buz Sahanlığı, Güney Kutup Bölgesinde dönüş yolculukları sırasında Scott ve yol arkadaşları, takâtsizlik, açlık ve aşırı soğuktan bütünüyle donarak 44 yaşında ölmüştür.

Robert Falcon Scott ve dört dostunın Güney Kutbu’na ulaşmayı başardığı fakat dönüş yolunda öldükleri haberi, keşif gemisi 10 Şubat 1913‘te Yeni Zelanda‘ya ulaştıktan sonra dünyaya yasenedı. Yolculuk sırasında hayatını kaybedenler, cesaretleri ve azimleri sebebiyle Britanya’da yerel kahraman ilan edildi.

1948 senesinde Scott ve arkadaşlarının macerasını izah eden “Antarktikalı Scott” adlı bir film çekildi.

Bugün Güney Kutbu’nda Cambridge Üniversitesi doğrulusunda kurulmuş Scott Kutup Araştırma Enstitüsü ismini taşıyan bir tetkik merkezi var. Bir kütüphane ve müzeye de ev sahipliği yapan enstitüde 60 seviyesinde personel çalışıyor.

Kategoriler
Biyografi

Pablo Neruda kimdir

12 Temmuz 1904 tarihinde Şili’nin parral vilayetinde doğmuştur. Asıl ismi Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto’dır. Babası José del Carmen Reyes Morales trende kondüktörlük yapmakta, annesi Rosa Basoalto ise bir ilkokul öğretmeni idi. Neruda daha iki aylıkken annesini tüberkülozdan yitirdi. Babası ikinci kez evlendi. Üvey annesi Neruda’ya kendi çocuğu gibi baktı, sevecenlikle büyüttü ve yetiştirdi. Şairin çocukluğu babasının vazifeli bulunduğu ufak taşra istasyonlarında geçti. Köylüleri, mevsimlik tarım işçilerini, maden işçilerini yakından tanıdı.

Pablo Neruda, okulda, düş kurmayı seven, çekingen bir öğrenciydi. Şiirler ve yazılar yazıyor, durmadan kitap okuyordu. Edebiyat yönünden ve siyasal yönden etkilendiği, Şili’nin ünlü kadın şairi Gabriela Mistralile bu sırada tanıştı. Çek şairi Jan Neruda‘nın bir şiir kitabı, bu şairin şiirlerine hayran kalmasına yol açtı. Şiirlerinde ve yazılarında kullandığı Neftali Reyes adı yerine bundan sonra Pablo Neruda diye imza atmaya başladı.

Yükseköğrenimi amacıyla Santiago‘ya giden Neruda Şili Üniversitesi‘nde edebiyat ve felsefe okudu. Bir yandan da Fransızca dersleri aldı. Bu sırada hem büyük kentin olanaklarından yararlanmaya çalıştı, hem de açlık ve parasızlıkla savaşarak öğrenimini sürdürdü. 1921’de bir şiiriyle Öğrenciler Birliği’nin yarışmasını kazandı. 1923‘te de ilk kitabı Crepusculario’yu (“Akşam Alacası”) çıkardı. Bu dönemde Sembolizm ve Gerçeküstücülük akımlarının ve bu anlayışta yazan şairlerin etkisinde kaldı.

Üniversite eğitimini tamamlayınca dışişlerinde vazife aldı. Rangun (Birmanya), Sri Lanka, Singapur, Cava ve Arjantin‘de konsolosluk yaptı. 1934‘te İspanya‘ya gönderildi. Önce Barselona‘da, sonra Madrid‘de çalıştı. Bu sırada İspanyol şairlerinin çıkardığı dergiye ürünlerini vermeye başladı ve derginin yöneticiliğini üstlendi. Bu dönemde yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı “Residencia en la tierra”da (1933) toplanmıştır.

İspanya İç Savaşı ve Federico Garcia Lorca‘nın ölümü onu çok etkiledi. İspanya İç Savaşı esnasında Cumhuriyetçiler’den yana bulunduğu amacıyla Şili hükümeti doğrulusunda vazifeden alındı.

1937‘de Fransa‘ya geçerek Louis Aragon ile beraber Yazarlar Kongresi’nin toplanmasını sağladı. Bu sırada şiirlerini topladığı Kalbimdeki İspanya (España en el corazón (1937)) üstüne çalışmaya başladı. Şili’de Halk Cephesi hükümeti kurulunca ülkesine dönerek mülteci İspanyol Cumhuriyetçileri’ne yardım etmeye ve mültecilerle alakalı işleri düzenlemeye başladı. 1939’da Paris’te İspanyol göçmenler amacıyla konsolosluk vazifiyetine getirildi.

II. Dünya Savaşı başlarında Meksika konsolosluğuna atandı. Meksika’daki konsolosluk vazifiyeti esnasında Canto General de Chile’yi yazdı. Bu eserde tüm Güney Amerika kıtasının tabiatsı, insanları ve tarihi yazgısı epik şiir şeklinde anlatılmaktadır. Eser, 1950’de Meksika‘da basılırken, Şili‘de de el altından yayınlandı. Yaklaşık 250 şiirin yer aldığı eser, on kadar dile çevrildi ve bu çeviriler yüzünden Neruda elçilik yaptığı ülkelerde zorluklar yaşadı.

1943‘te Şili’ye döndü. 1945 senesinde Şili Parlamentosu’na senatör seçildi. Şili Komünist Partisi’ne de giren Neruda, bir vakit sonra ülkenin zorbaca yönetilmeye başlanması karşısında reaksiyon gösterdi. Bunun üstüne suçlanarak tutuklanmasına karar verildi. Kendisi gibi çoğu devrimci de izleniyor, tutuklanıyor ve hapsediliyordu. Neruda 2 sene vakitsince kaçak hayat sürdürmek mecburiyetinde kaldı. 1949‘da da And Dağları’nı at sırtında aşarak yurdundan ayrıldı. Jorge Rafael Videla iktidardan kanaat tekrar 1952 senesinde yurduna döndü. Bu dönemde yazdığı yapıtlar politik aktivitelerinin damgasını taşır. Mesela Las uvas y el viento(1954) Neruda’nın sürgündeki günlüğü gibidir.

Pablo Neruda, 1970 senesinde Şili başkanlığına aday gösterilmiş, fakat daha sonra başkan seçilen Salvador Allende‘yi desteklemiştir. Allende seçilince Neruda’yı Şili’nin Fransa elçisi olarak vazifelendirdi. 1971‘de Nobel Edebiyat Ödülü‘nü alan Neruda bu sırada Şili‘nin Paris büyükelçisiydi. 1972 senesinde sıhhat problemleri nedeniyle elçilik vazifesini bırakarak Şili‘ye döndü.

Neruda 1924’te yayımlanan Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı (Veintepoemas de amor yuna cancion desesperada) isimli şiir kitabıyla üne kavuştu. Bu şiirlerde halk şiirinden kaynaklanan bir duygululuk vardı. Sonraki şiirlerine kötümserlik ve iç sorunu egemendi. Ama bu karamsar hislerden acele kurtularak hayata bir gaye ve şaire canlılık kazandıran devrimci bir dünya görüşüyle şiirler yazdı. Aşk, insan sevgisi, tabiat karşısında duyulan coşku Neruda’nın şiirlerinin ana konularıdır.

Dünya Barış Konseyi 22 Kasım 1950‘de Nazım Hikmet‘e, Pablo Picasso, Paul Robeson, Wanda Jakubowska ve Pablo Neruda ile beraber Uluslararası Barış Ödülü‘nü layık gördü. Nazım Hikmet törene katılamadı ve mükafatını Neruda aldı. Nazım Hikmet‘in şairliğiyle alakalı “Biz onun yanısıra şair bile olamayız” demişliği vardır.

1953‘te Lenin Barış Ödülü‘ne, 1971‘de Nobel Edebiyat Ödülü‘ne lâyık görüldü.

Evlilikleri :
1.eşi: 1930 senesinde Maryka Antonieta Hagenaar Vogelzang ile evlendi. 1942 senesinde boşandı. Malva Marina Trinidad (d.1934- ö.1943)
2.eşi: 1943 senesinde Delia del Carril ile evlendi. 1966 senesinde boşandı.
3.eşi: Pablo Neruda, 1966 senesinde Matilde Urrutia ile evlendi.

Pablo Neruda, 23 Eylül 1973 tarihinde Santiago, Şili‘de 69 yaşında prostat kanserinden ölmüştür.

Çeşitli yapıtlarından oluşturulan şiir çevirileriyle oluşturulan ve Şiirler başlığı taşıyan kitapların yanı sıra Neruda’nın birtakım yapıtları ya tümüyle ya da seçmeler yapılarak Türkçeye çevrildi:

Yeryüzünde Konaklama (Residencia en la tierra; 1933),
Yürekteki İspanya (Espana en el corazon; 1937),
Kaptanın Dizeleri (Los versos del capitan; 1952),
Kara Ada Deften (Memorial de İsla Negra; 1964).
Şiirsel bir dille kaleme alınmış olan Yaşadığımı İtiraf Ediyorum (Canfieso que he vivido; 1974) isimli yapıtı ise kendi hayat öyküsüdür. 1924’te yayımlanan Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı isimli kitabı onun ismini en çok duyuran kitabıdır. “Yirmi aşk şiiri ve bir umutsuzluk şarkısı isimli bu kitap, acılarla dolu bir bildiri saseneırdı.

Neruda’nın düzyazılarından ve mektuplarından bir bölümü de Türkçeye çevrilmiştir.