Kategoriler
Eğlence Genel

Mizah Anlayışımızı Nasıl Geliştirebiliriz

Mizah anlayışı geliştirme

Tatlı dilin yılanı deliğinden çıkardığını bilmeyen yoktur; hele bir de bu tatlı dil, içinde mizah da barındırıyorsa… Mizah yapanın her zaman bir ayrıcalığı, gülmenin ise her daim bir birleştirici özelliği vardır. Freud, “Yaptığımız espriler sayesinde son derece önemli mesajlar kabul görür, ciddi bir ifadeyle söylenen sözler kabul edilmez” diye boşa söylemiş olamaz herhalde? Sivri dahi olsa mizah, kin ve düşmanlık barındırmaz.

Öğrenmeyi de kolaylaştıran bir yöntem olan mizah, iletişimin de temelinde yer alır. Esprili reklamlar daha çok akılda kalır, mizah evrensel ve ortak bir payda yaratır. İnsan gülmeye başladığında, etrafındaki duvar yıkılır; karşısındakiyle iletişimden öte bağ kurmaya hazır hale gelir.

Espri, planlanarak yapılan bir şey değildir; spontane gelişir. Bu yönünü geliştirmek isteyen, öncelikle kendine biraz zaman tanımalı, vücut dilini iyi kullanmayı başarmalıdır. Ayna karşısında çalışmak, bu tutumu geliştirmek adına önemlidir. Espri yaparken karşımızdaki insanı etkilediğimiz kısım son kelime ya da son cümledir; buna da dikkat edilmesi gerekir. Kişilerin başlarına gelen komik olayları kendisiyle dalga geçerek anlatması da samimiyeti ortaya koyar. Esprinin temelinde doğallık ve samimiyet vardır. Kimi insanlar bel altı esprilerden hoşlanmayabilir, zorlamayla yapılan soğuk espriler insanları uzaklaştırabilir. Her şakayı herkes kaldıramayabilir; dikkat etmekte fayda var. Öte yandan iyi bir genel kültür bilgisine sahip olmak da mizah yeteneği için büyük avantaj. Entelektüel birikim, kişiyi her daim bir adım öne çıkarır; ukalalığa varmadığı sürece.

 

Kategoriler
Eğlence

Türk Sinemasında Mizah

Mizah, olayların gülünç yanlarını ortaya çıkarmak, alışılmadık ve çelişkili yönlerini yansıtarak insanı düşündürme, güldürme, eğlendirme sanatıdır. Yabancı sinemada bunu hissetmek ne kadar doğru olur bilemiyorum. Evrensel konularımız olduğu gibi gelenek, görenek, örf ve adetler gibi farklı yanlarımız da var. Bu nedenle onların mizah anlayışı ile bizim mizah anlayışımız değişebiliyor evrensel konular hariç. Örneğin yabancı ülkelerde görücü usulü ile evlilik yokken bizde var. Bilhassa başlık parası bizde görülen bir gelenektir. Hatta gelenek demek de ne kadar doğru bilmiyorum, kişilerin koyduğu bir özellik de desek yeridir. Yabancı ülkelerde bunu da görmek mümkün değil. Bu durumda Türk sinemasındaki mizah da daha çok toplum bilincine eriştikten sonra ortaya çıkan, gelenek, görenek, örf ve adetlerimizin doğurduğu gülünç yanları ortaya çıkarmaya başlamıştır. Bizdeki en iyi örnekleri İnek Şaban olarak bildiğimiz Ali Sunal’ın da babası olan Kemal Sunal filmlerinde bunu görmek mümkün. Sevdiği kızın babası köyün ağası olunca şehre gidip para kazanmaya başlayan, istenilen başlık parasını biriktirmeye çalışan köylüler Türk sinemasında mizah denince akla ilk gelen örneklerden oluyor. Cem Yılmaz’ın oynadığı ‘Her Şey Çok Güzel Olacak’ filminde de bu mizahı çok iyi hissederiz. Bu film 1988 Türkiye yapımı güldürü filmidir. Senaryo Cem Yılmaz’a aittir. Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson’un sorunlu ağabey kardeş ilişkisini beyaz perdede yansıtmışlardır. Birbiriyle tamamen zıt iki karakteri simgeleyen bu iki kardeşin başına türlü belaların gelmesiyle mizahı yansıtmışlardır.

Kategoriler
Eğlence

En İyi Yabancı Komedi Filmleri

Şimdi sizlere en iyi yabancı komedi filmlerini anlatacağım. Öncelikle benimde severek izlediğim üç salak filmini yani (üç aptal); Hindistan’ın en iyi mühendislik okulunu kazanan öğrencilerin güldürücü ve maceracı hayatlarını özet almaktadır. Yaşadıkları hayatları daima yarış içerisinde kurulmuş olduğu, herkesin kendini göstermeye çabaladığı bir okulda okula yeni gelen ögrencilerin başına gelen kötülükleri değiştirmeyi ve bitirmeyi amaçlayan Tancı ve onun iki sadık arkadaşının başlarından geçenler. Hayattan aslında ne istedikleri. Ranco karakterinin başrol oynadığı film dram ve komedi türünü en güzel anlatan öğretici bir film olmaktadır. Akıl Hastanesinde güzel tatil geçiren Randle P. McMurphy (Jack Nicholson), damarlarında kan yerine elektrik dolaşan, ağzı çok iyi laf yapan tuhaf ruhlu bir mahkûmdur. McMurphy, deli numarasına sıgınarak kendisini ‘kaçıklar’ olarak anlattığı adamların yanına gider. Ve sonra onun bulaşıcı düzensizlik hastalığı ve geldiği yerdeki uyuşturucu saatleriyle karşı karşıya gelir. McMurphy Dünya Kupası maçları zamanında yeni arkadaşlarının yatıştırıcı ilaçlara boğulmuş bir şekilde ortalıkta bornozlarla dolaşmasını istemez. Bu, savaşa meydan okur. Bir tarafta McMurphy vardır. Bir diğeri ise, sinema tarihinin zengin aristokrat Philippe, cezaevinden çıkmış Driss’i bakıcısı olarak işe almaktadır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmadığını anlarken Philippe inanır ve bir şans verir. Dünya dönse iki zıt olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin, insanı derinden etkileyen hikâyesini anlatır.

Kategoriler
Eğlence

Ortaoyunu Ustası Bir Mizahçı: Ferhan Şensoy

Ortaoyunu ustası bir mizahçı: Ferhan Şensoy

Ferhan Şensoy. Onu anlatmak için çok okumak, çok yazmak, çok bilmek gerek. Dilimiz döndüğünce ondan söz etmeye çalışacağız biraz.

“Oyuncu” demek onun için az kalır, “yazar” demek de. İçini doldurmadan hiçbir anlam ifade etmez bu tanımlar, söz konusu Ferhan Şensoy olduğunda. 26 Şubat 1951’de doğan Şensoy, ilkokul öğretmeni bir anne ile belediye başkanı ve tüccar bir babanın oğlu. Onunla tanışan herkesin kendisi için “onun gibilere ihtiyacımız var” dediği Şensoy’un gençlik anıları da bir o kadar kıymetli. Galatasaray Lisesindeki sınıf arkadaşlarına bakıldığında ise Nedim Günsel’i, Selim İleri’yi görüyoruz. Şensoy ise onlarla yaşadığı anıları, “Kalemimin Sapını Gülle Donattım” ve “Başkaldıran Kurşun Kalem” eserlerinde anlatıyor.

Sadece “mizah” denilince akla gelmiyor Ferhan Şensoy; söz konusu “vefa” olduğunda da bayrağı kimseye bırakmıyor. Türkülere, sahnelere sahip çıkıyor; kendisi fazlaca duygusal olarak tanımlıyor ama “Faça vermem” diye ekliyor. Yaşamayı seviyor Şensoy, “Günaydın lan yaşamak!” diye haykırıyor an be an; ayrıca hayvanseverliğiyle tanınıyor.

Oynadığı oyunlar, rol aldığı projeler oldukça fazla; pek tabii ödülleri de öyle. Ama asıl olan “Kavuk.” Hasan Efendi’nin Kavuğunu Münir Özkul’dan devralan ve Rasim Öztekin’e devreden Ferhan Şensoy için Münir Özkul’un kızı Güner Özkul, “Kavuğun Ferhan Şensoy’a verilmesi çok doğru bir karardı. Onun tiyatrosu özel bir tiyatro; hem geleneksele yakın hem de fütürist bir tiyatro olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

Kategoriler
Eğlence

Mizah Stresi Hafifletiyor

Mizah stresi hafifletiyor

Günümüz insanının en büyük probleminin başında stres geliyor. Gerek evde, gerek işte, gerekse sokakta… Stressiz bir an neredeyse geçirmiyoruz. Öğrenciyken sınav stresi, üniversite bittiğinde “İş bulabilecek miyim?” endişesi, çalışmaya başladıktan sonra ise “Yeni bir işe geçebilir miyim?” ya da “Maaşımı nasıl arttırırım?” düşüncesi hayatımızı kemiriyor. Doktorlar da pek çok hastalığın temelinde stresin yer aldığını söylüyor; stressiz bir hayat sürülmesi gerektiğini üstüne basa basa vurguluyor. İşte tam da burada, mizah devreye giriyor.

2017’de yapılan bir araştırma, mizah duyguları gelişmiş olan insanların, yaşadıkları olumsuz olaylarla baş edebilme yetisinin daha kolay olduğunu ortaya koydu. Birbirinden farklı stres kaynaklarının üç ayrı grup katılımcıya uygulanmasıyla yürütülen çalışmada sonuçlar oldukça umut vericiydi. Buna göre, günlük hayatında mizaha daha fazla yer veren insanlar, daha az psikolojik sıkıntı yaşıyor; daha az stresli oluyor. Araştırmada, mizahın stresi doğrudan azalttığı hatta kimi durumlarda stresten koruduğu da ortaya kondu. Tüm bunlar ışığında, mizahın stresi olumlu yönde nasıl etkilediği sorusu doğdu.

Söz konusu araştırma, mizah duygusu gelişmiş insanların çevresindeki insanlardan daha fazla destek gördüğünü ve buna ek olarak zor zamanları daha kolay ve rahat atlattıkları sonucunu kamuoyuna sundu. Ayrıca mizah duygusu gelişkin bireyler, yaşadıkları durumları yeniden değerlendirmeye daha yatkın; bu sayede hızlı ve yeni çözüm yolları üretip, sorunların üstesinden rahatlıkla gelebiliyorlar.

Kategoriler
Eğlence

Türk Sineması ve Komedi

Türk sinemasında “komedi”

Sinema adına ne yapıldıysa komedi için de aynı adımlar atıldı. Türk sinemasının başlangıcından bugüne ilgi gösterilen alanlardan biri de komedi türü oldu. 1920’lerde başlayan komedi filmleri, günümüzde de yoğun olarak devam ediyor; oldukça fazla talep görüyor. 1940’lara kadar Muhsin Ertuğrul’un sırtlandığı komedi gemisi, 1950’ler itibariyle içerisinde fantastik ögeler de barındırmaya başladı. Türk komedi sineması tarihine, Vahdi Öz, Münir Özkul ve Sadri Alışık gibi efsanevi aktörlerin isimleri altın harflerle kazındı.

Türk sineması, 1960-70’li yıllarda oldukça üretken bir süreç yaşadı; bu durum komedi sektörünü de bir nevi şahlandırdı. 20 yıllık süreç içinde, Turist Ömer’den Ah Güzel İstanbul’a, Neşeli Günler’den Hababam Sınıfı’na varana dek pek çok özel ve güzel işe imza atıldı; ama ağırlık, güzel aile komedileri üzerine oldu. 1970’li yıllar aynı zamanda Zeki Alasya- Metin Akpınar ikilisinin parladığı, Halit Akçatepe, Hulusi Kentmen gibi isimlerin önemli filmlerde rol aldığı zaman zarfı olarak öne çıktı.

1980’lerde yaşanan gelişmelerle birlikte komedi de yeni arayışlardan etkilendi. Banker Bilo, Zübük gibi politik ve trajikomik filmler yapılmaya başlandı. 90’lar ise sinemanın gerilediği yıllar olmakla birlikte; ikinci yarısında Cem Yılmaz ile yeniden canlandı. Yılmaz’ın ilk filmi olan “Her Şey Çok Güzel Olacak”, hem seyirci hem de eleştirmenlerden olumlu yanıt aldı.

Türk sinemasının seyirciden daha fazla ilgi görmesi ise 2000’lerin başını buluyor. Hem salon hem de film sayısı ve çeşitliliği, filmlerin kalitesi izleyiciyi sinema salonlarına davet ediyor.

Kategoriler
Eğlence

Türkiye’de Mizah

Türkiye’de mizah

Mizah, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de sözlü bir kültür olarak başlamıştır. Bu sözlü kültürün en yaygın örneği olan fıkralar; bölgelere ve şahıslara göre şekillenmiş, biçimlenmiştir. Fıkraların bir kısmında Türklüğün zekâ inceliklerine rastlanırken bir kısmında kişisel özellikler ön plana çıkmaktadır. Kişisel özellikler denildiğinde de hayat görüşünü en berrak haliyle yansıtan Nasreddin Hoca fıkraları akla gelmektedir.

Yöresel veya bölgesel fıkralar söz konusu olduğunda, Karadeniz fıkraları ilk sırada yer almaktadır. Karadeniz fıkralarını Doğu Anadolu ve Rumeli fıkraları takip eder. Fıkralarda kişilerin genel kabulden farklı özellikleriyle alay edilir, yaşanan olaylara verdikleri ayrı tepkileri ya da şiveleri mübalağa konusu edilir. Büyükşehirlerdeki fıkralar, bazı halk bilmeceleri, tekerlemeler sözlü mizah ürünleri arasında gösterilebilir.

Türk sözlü mizahı demişken, Karagöz ve ortaoyunlarını, meddahı anmadan geçmek olmaz. Halkın yaşayışını en duru haliyle halka anlatan bu oyunlar, sözlü gelenekle birlikte kültürün de taşıyıcısı konumunda bulunmaktadır.

Yazılı mizah ürünlerine bakıldığında ise bu türün Divan Edebiyatı döneminde başladığı görülüyor. “Letaif” olarak adlandırılan kitaplarda, eski mizah yazıları toplanırdı. Eserlerde, güldürücü ve hikmetli- eğlenceli fıkralara yer verilirdi. Divan edebiyatı da mizahi eserleri; hiciv, hezi ve latife olarak üçe ayırırdı. Türk Divan Edebiyatı’nda mizah örneği vermek gerekirse, Fuzuli’nin Şikayetnamesi, Şeyhi’nin Harname’si, Nefi’nin Siham-ı Kaza’sı akıllarda ilk belirenler.

Halk edebiyatına ise mani, taşlama, destan türlerinde mizah oldukça yer etmiştir; bu söyleyişler büyük oranda anonimdir. Tanzimat sonrası ise Ziya Paşa, 20.yüzyılın başlarında da Hüseyin Rahmi, Rıza Tevfik; milli mücadele dönemlerinde ise Neyzen Tevfik mizah konusunda adından söz ettiren başlıca isimlerdir.

Kategoriler
Eğlence

Mizah Nedir?

Mizah nedir?

“Mizah” denildiğinde pek çok kişinin aklına komedi gelse de, mizahın gelişimine ve tarihine bakıldığında bunun doğru olmakla birlikte eksik kaldığı söylenebilir. Türk Dil Kurumu, mizahı tanımlarken, “gülmece” ifadesini kullanır. Bireyleri güldürecek yazı ve resim sanatı olarak tanımlanabilecek olan mizah, sadece güldürmeyi değil aynı zamanda düşündürmeyi de amaçlar. Şaka yoluyla kimi fikirleri anlatmada da bir araç olan mizah, akıllara “espriyi” de getirmektedir.

Espri; hikâye, karikatür, roman gibi türlerde sıkça rastladığımız bir kelime oyunu. İşin özünde, “espri, anlatılmak istenenlerin ustalıkla söylenmesi sanatıdır” diyebiliriz. Uzun cümlelerin içinde hem bir nefes, hem de bir düşündürücü…

Kimsenin beklemediği bir anda, dinleyiciyi, okuyucuyu ya da seyirciyi güldüren mizah, toplumdan topluma da farklılık göstermektedir. Toplumsal olaylar ve duyarlılıklar, o toplumdaki vatandaşların mizah algısını etkilemede oldukça etken bir rol oynamaktadır. Örneğin neredeyse hiçbir toplum, kutsal değerleri üzerine espri yapılmasını hoş karşılamaz.

Mizah için hayal demek, sözcüğü tam manasıyla algılamamak anlamını taşır. Mizahın içinde evet hayal de vardır; ancak, mizah, daha çok zekâ ürünü olarak belirir. Mizahi kalemler, hayal gücünden, hislerinden, çevresinde olup bitenlerden, tarihten, coğrafyadan elbette faydalanabilir. Bunları kendi düşünce yapısıyla, herkesten farklı bir algılayışla sunar; bu kimi zaman bir sözlü espri, kimi zaman bir karikatür, kimi zamansa bir romanın içinde geçen ufak da olsa bir paragraf olur.

Bazen de sosyal bir ihtiyaçtan doğar mizah. Öfkeyi dağıtmaya, siniri yatıştırmaya ufak bir nükte yeter. Gergin ortamlardaki havaları dağıtmaya birebirdir, mizah.

 

Kategoriler
Komedi Filmleri

Mandıra Filozofu İstanbul

MANDIRA FİLOZOFU İSTANBUL

Yapımı yılı 2015 olan filmin senaristi  Birol Güven , yönetmeni  ise Müfit Can Saçıntı. Filmin oyuncuları ise şöyle: Müfit Can Saçıntı, Birol Güven ,Gülnihal Demir,Mehmet Auf,Kemal Kuruçay,Mahir İpek, Uğur Alibaşoğlu ,Abdullah Şahin,Nihan Durukan ,Alper Düzen

Mandıra Filozofu’nun devamı  niteliğinde olan Mandıra Filozofu İstanbul, filmin ilk bölümünde olduğu  gibi yine çok düşündürücü sosyal mesajlar içeriyor. Yaşadığımız hayatı ve değerlerimizi  tekrar tekrar sorgulatan bu keyifli filmde Mustafa Ali  yıllar önce ailesini yabancı bir kadın için terk etmiş ama şu anda ölüm döşeğinde olan babasını ziyaret etmek için İstanbul’a gidiyor. Eski okul arkadaşına yaptığı ziyarette  biraz dertleşiyorlar  ve bu ailenin kaderini değiştiriyor. Ayrıca  İstanbul’da üniversite okuyan yeğeninin  de yanlış yoldan doğru yola dönmesini sağlıyor. Küçük bir köyden büyük bir şehre okumaya giden çoğu gencimiz gibi Mustafa Alinin yeğeni de bir takım psikolojik değişimler  yaşıyor. Özünü reddetme , başka biri gibi görünme ve davranma çabasını fark eden Mustafa Ali , yeğenini  özüyle buluşturup geleceği için büyük bir yanlıştan dönmesini sağlıyor. Bu arada kısa süreliğine kurumsal ve büyük bir firmada  girdiği çaycılık işinde ,  hem  çalıştığı şirketin çalışanlarından müdür ve patronlarına kadar herkesi şaşkınlığa sürüklüyor hem de çalışma hayatında olan bireyleri , hayatlarını ve değerlerini  tekrar gözden geçirmeye sevk ediyor. Toplumsal  ve bireysel değerlerin  yanı sıra aile bağları ve değerlerine de değinilmiş bu bölümde. Ailece keyifle izleyeceğimiz çok önemli dersler çıkarabileceğimiz bir film.

Kategoriler
Komedi Filmleri Liste

Gülmek İsteyenlere Film Önerileri

Gülmek isteyenlere, film önerileri:

Film izlemeyi sevmeyen az sayıda insandan değilseniz, buradaki filmlere göz atmanızı öneriyoruz. Hele ki tercihiniz içinde mizah unsurları ağırlıkta olan komedi filmler ise, bu listede o tür filmlerden oldukça bol göreceksiniz. Yeni ve eski filmlerin karışık olduğu bir liste bu, evet içlerinde muhakkak izledikleriniz de vardır; ancak ya izlemedikleriniz? Hadi, şimdi onlara bakalım.

Bir kitap editörünün ülkede kalabilmek için erkek asistanıyla evlenmek zorunda kalışını anlatan bir film, Teklif (The Proposal). 2009 Amerikan yapımı olan film, romantik- komedi türünde gösterime girmişti; süresi ise 108 dakika.

Daha eskilere gidecek olursak; 1975 İngiltere yapımı Pembe Panterin Dönüşü (The Return of the Pink Panther) bizi karşılıyor. Çok izlenen, çok bilinen bir film olmasına rağmen güncelliğini koruyan bu filmin süresi, 113 dakika; yönetmeni ise Blake Edwards. Gizem, komedi, polisiye, suç türlerinde sayılan film; esrarengiz bir olayı anlatıyor.

Türkiye’ye dönecek olursak; komedi dediğimizde akla gelen Yeşilçam filmlerini saymadan olmaz. Kemal Sunallar, Adile Naşitler, İlyas Salmanlar, Ayşen Grudalar… Saymakla bitmeyecek kadar önemli sanatçının bir o kadar da önemli filmi hemen gözler önüne geliyor. Hababam Sınıfı’nı kaç kez izlediğini hatırlayan var mı ya da Gırgıriye’yi? Günümüz filmlerine kıyasla çok daha düşündürücü mizahi öge barındırın bu filmler, eğlendirmeyi de başarıyordu, düşündürmeyi de. Velhasıl kelam, mizah izleyecekseniz, düşünmekten de kaçınmayın.

 

Kategoriler
Komedi Filmleri

Eyvah Eyvah 3

EYVAH EYVAH -3

2014 yapımı film, serinin üçüncü bölümü. Yönetmenliğini yine Hakan Algül’ün senaristliğini ise Ata Demirer’in yaptığı filmde oyuncu kadrosundaki isimler ise şöyle: Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak, Serra Yılmaz, Tarık Ünlüoğlu, Şehsuvar Aktaş, Hazım Körmükçü, Onur Buldu, Ali Meriç, Simge Defne, Salih Kalyon, Tanju Tuncel, Teoman Kumbaracıbaşı, Beyti Ergin ve Erkan Can Tüm talihsizliklere ve zorluklara rağmen mutlu bir yuva kuran Hüseyin ve Müjgan nihayet evlenmişlerdir. Mutlulukları aileye bir de bebek katılacak olmasıyla iki katına çıkmıştır. Ancak ekonomik durumları aileye yeni katılacak olan bebeğin bakım ve masrafları için pek yeterli değildir. Bu sebeple Hüseyin daha fazla para kazanabilmek için çeşitli çareler üretmektedir. Hatta kendisine uygun olmayan zabıtalık işini bile deneyecektir. Çeşitli eğlence yerlerinde, gece gündüz demeden hatta en izbe mekânlarda bile, para kazanıp evine, eşine, bebeğe daha fazla para getirebilmenin derdindedir. Elbette ki bu durum Müjgan’la olan ilişkilerini maalesef olumsuz etkileyecektir. Filmin birinci bölümünde Hüseyin’i damat olarak istemeyen Müjgan’ın babası Edremit ise haklı çıkmanın verdiği güçle bu olumsuz süreci daha da zor hale getirmektedir. Bu arada Firuzan ise artık ünlü bir sanatçı olmuş, şöhretin basamaklarını tırmanmaktadır. Bu arada Geyikli ‘de bir festival düzenlenmesine karar verilmiştir. Festivali organizasyonu işine Hüseyin talip olur. Hüseyin Firuzan’ı festivale katılmaya ikna etmeyi planlarken, Firuzan ise sevgilisi İspanyol ile aralarının limoni olması sebebiyle soluğu Geyikli ‘de alır. Bu kadar derdin arasına bir de kaçırılmalar eklenince işler Hüseyin için içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

 

 

 

Kategoriler
Komedi Filmleri

Eyvah Eyvah 2

EYVAH EYVAH-2

Yapım yılı 2010 olan Eyvah Eyvah-2nin senaristi yine Ata Demirer. Filmin yönetmeni birinci bölümde olduğu gibi yine Hakan Algül. Filmin oyuncuları Demet Akbağ, Ata Demirer, Özge Borak, Tanju Tuncel, Tarık Ünlüoğlu, Tevfik Yapıcı, Teoman Kumbaracıbaşı, Ali Savaşçı, Caner Alkaya, Okan Çabalar, Hande Dane, Bala Atabek, Serkan Çağrı, Müge Çelebi, Murat Serezli, Meray Ülgen, Gökhan Atılmış, Salih Kalyon, Bican Günalan, Şehşuvar Aktaş ve Beyazıt Öztürk. Üç bölümlük serinin 2. bölümünde olaylar Hüseyin Badem için oldukça karmaşık ve maceralı gelişiyor. Babasını hastanede hasta bir şekilde bulan Hüseyin, babasını kendisiyle birlikte köye dönmeye ikna ederek birlikte köye geri dönüyorlar. Dönerken yanlarında Firuzan’ı da getiren Hüseyin,  Müjgan’a olan aşkını artık bir yüzükle açıklamak niyetinde Ancak işler düşündüğü gibi gitmiyor.  Firuzan’la olan samimiyeti Müjgan tarafından yanlış anlaşılan Hüseyin; bir taraftan bu durumu Müjgana açıklamaya çalışırken, diğer taraftan köye yeni gelen doktorun Müjgan ile olan ilişkisini anlamaya çalışıyor. Bu arada profesyonel bir gitarist olan ve köydeki lakabı ile İspanyol ile tanışan ve aradığı aşkı bulan Firuzan, aynı zamanda Hüseyin ve Müjgan’ın arasını bulmaya çalışıyor. Müjganın ailesinin kızlarını ziyaret etmek için aniden çıkıp köye gelmesi, Hüseyin’in kızlarına olan aşkını anlayıp bu birlikteliği onaylamamaları bir de üzerine Müjgan’ın kaçırılması; Hüseyin ve Firuzan’ın hayatını bir anda altüst ediyor. Hüseyin ve Müjgan’ın ailelerini tartışmaya iten bu kaçırılma aynı zamanda iki ailenin tanışmasına da vesile oluyor. Herkes için mutlu sonla biten filmin ikinci bölümü en az birinci bölümü kadar başarılı.