Kategoriler
Genel Kadın

Ten Rengine Göre Nude Ruj Seçimi 

Makyaj modasında esen doğallık rüzgârlarından dudaklar da nasibini aldı. Hem doğal hem de bakımlı bir görünüm isteyenler de seve seve bu trendi takip etmeye başladı. Ama her ton nude ruj ten renginize uyum sağlamayabilir. Doğru seçilmemiş olan bir nude ruj ten renginizin soluk ve cansız görünmesine sebep olabilir. Bu yüzden kendinize en uygun nude ruj tonunu seçerken bir kaç detaya önem vermelisiniz.

Öncelikle nude ruj seçiminde dudak renginizden çok ten renginizi ve cilt alt tonunuzu göz önünde bulundurmanız şart. Örneğin beyaz tenli kadınlara pembe, şeftali ve gülkurusu tonları çok yakışıyor. Eğer cilt alt tonunuz sıcak ise şeftali ağırlıklı soğuk ise pembe ağırlıklı nude rujlar size acayip yakışacak. Cilt alt tonunuzu bulabilmeniz için el bileklerinizin iç kısmına bakmanız yeterli. Eğer damarlarınız mavi renge yakınsa cilt alt tonunuz soğuk, yeşil renge yakınsa da cilt alt tonunuz sıcak demektir.

Sıra geldi esmer bombalara. Kahve, bronz ve gülkurusu nude rujlar teninize ışık katacak. Yine cilt alt tonunuz sıcak ise bronz ve gülkurusu, soğuk ise kahve tonları sizde doğal mükemmelliğin anahtarı olacak. Ten renginiz buğday tonlarındaysa nude ruj kullanımı konusunda en geniş yelpaze size ait hanımlar. Şeftaliler, pembeler ve latte tonları sıcak ve doğal bir görünüm kazandıracak.

Eğer cilt alt tonunuz soğuk ise pembe tonlar sizde daha solgun durabilir. Şeftali tonu nude rujlar ışıltınızı arttıracaktır. Kahveler de daha natürel bir görünüm sağlayacak. Eğer cilt alt tonunuz sıcak ise kahve tonlarından uzak durmanızda fayda var. Pembeler ve şeftali tonları size çok yakışacak. Nude ruj kullandığınız zaman hafif de olsa allık kullanmayı ihmal etmeyin. Bu sayede daha enerjik ve bakımlı görüneceksiniz.

Kategoriler
Genel Kadın Sağlık

Topuk Çatlakları Nasıl Geçer

Ayaklarda oluşan topuk çatlakları hem estetik güzellik hem de sağlık açısından oldukça önemlidir. Bazen fazla kuruluk ve ağrıya sebep olan topuk çatlakları başka bir hastalığın belirtisi de olabilir. Yaşın ilerlemiş olması ve işin etmen olması nedeniyle ayakta fazla vakit geçiren kişilerde daha fazla görülür. Oluşan bu yaralar “topuk çatlakları nasıl geçer” sorusunu akıllara getiriyor. Çatlakları gidermek için evde bulunan malzemelerden bakim kuru yapılabilir. Ancak bu bakımı kürleri uygulamadan önce mutlaka bir doktora başvurulması gerekir.

Topuk Çatlakları İçin Evde Hazırlanacak Bakım Kürü Malzemeleri

Leğen, vazelin, shea yağı, ılık su, yoğun nemlendirici krem, zeytinyağı, banyo tuzları, sünger taşı, pamuklu çorap, ayak törpüsü, havlu, havuç suyu, ezilmiş ananas ve olgunlaşmış muza ihtiyaç duyulur. Bu malzemeler ile sadece topuk bakımı değil çeşitli ayak bakımları yapılabilir.

Bu karışım ile topuk çatlakları nasıl geçer?

Sabun ve su leğen içine doldurulur, ayaklar sabun ve şu dolu leğen içerisine sokularak 20 dakika boyunca içerisinde bekletilerek ıslanması sağlanır. Topuklarda ki çatlaklar ıslandığı zaman ayaklar sudan çıkarılarak ayak törpüsü ya da ayak süngeri ile nazikçe ovulur. Ölü deri bitene kadar bu işleme devam edilir. İşlem bittiğinde ayaklar havlu ile sarılarak kurulanır.

Ancak mantar ya da şeker hastalığı varsa bu işlemi uygulamadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. İşlemler bittikten sonra ayakları nemlendirmek ve yumuşatmak için shea yağı veya zeytinyağı sürülür. Her gün yatmadan önce ayaklara zeytinyağı veya shea yağı sürülebilir.

Topuk Çatlaklarına Karbonat Uygulaması

2 litre su içerisine tepelere 1 tatlı kaşığı karbonat dökerek 10 dakika bekletilir. 10 dakika sonra ayaklar içine sokulur ve yarım saat kadar bekletilir. Karbonatlı su ilk başta çatlaklara biraz ağrı verebilir ancak bu uygulama bir hafta boyunca uygulandığı takdirde mantar ya da topuk çatlaklarından tamamen kurtulmaya yardımcı olur.

Kategoriler
Amerikan Güzeller Genel Oyuncular

Jennifer Lawrence

İsminin tam hali Jennifer Shrader Lawrence olan Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olan aktris oldukça yüksek bütçeli ve gişeyi alt üst eden yapımlar ile adından sıkça söz ettirmiştir. Yer aldığı filmler toplamda şuana kadar dünya çapında 5.5 milyar dolardan daha fazla hasılat elde etme başarısı göstermiştir. Jennifer Lawrance 2015 ve 2016 yılları arasındaki dönemde dünyanın en çok ücret alan kadın oyuncusuydu.

Çok satan kitap serisi uyarlaması olan Açlık Oyunları serisi ile büyük bir hayran kitlesine ulaşan Lawrence; en büyük başarısını en iyi kadın oyuncu dalında Oscar heykelciğini kazanmayı başardığı Umut Işığım filminde sergilemiştir.

Kariyerinin zirvesindeyken yaşadığı Icloud hack darbesi ile kendisine özel çektiği müstehcen fotoğrafları internet dünyasına sızınca oldukça zor günler geçirmiştir. Fakat Jennifer Lawrence gibi parlayan bir yıldızı durdurmaya bu skandal yetmedi ve oynadığı Açlık Oyunları filmindeki bir sahnede olduğu gibi küllerinden doğarak tekrar büyük bütçeli yapımlarda yer almaya başlamıştır.

Jennifer Lawrence’in Kişisel Özellikleri

15 Ağustos 1990 doğumlu olan güzel oyuncu 1.75 metre (175 santimetre) boya sahiptir. Sarı saçlara ve mavi gözlere sahip olan Jennifer Lawranve 61 kilogramdır. Vücut ölçüleri ise 88-65-92.5 santimetredir ve burcu ise Aslan’dır.

Jennifer Lawrance Resimleri

Kategoriler
Genel Sağlık

Spor yaparken yaralanmamak için 8 önemli kural!

Kilo vermek, sağlığı güvenliğini sağlamak ya da özel merak bundan dolayı başlanan spor, yararı bulunduğu kadar, şuursuz yapıldığında ciddi yaralanmalara da yol açabiliyor. Bu amaçla uzmanlar, spor yapar iken yaralanmamak amacıyla birtakım kurallara ilgi etmek gerektiğinin altını çiziyor.
Son senelerde insanlarda spor ve egzersiz yapmaya ilginin arttığını bildiren Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Spor Yaralanmaları, Ayak Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Metin Uzun, “Ülkemizde; futbol, basketbol, tenis, yüzme, bisiklet ve koşu en sık oluşturulan sporlar olarak karşımıza çıkmakla birlikte kimi vakit oluşturulan sorunlar yüzünden detaylı yaralanmalarla karşı karşıya kalınmaktadır. Bu amaçla spora başlayacakların kesinlikle ilgi etmeleri gereken kurallar bulunuyor” diyor.

Doç. Dr. Metin Uzun, spor yapar iken yaralanmalara maruz kalmamak amacıyla uyulması gereken 8 kuralı ise şu şekilde anlatıyor:

Mutlaka muayene olun: Spor yapmaya başlamadan evvelce, sıhhat kontrollerinin yapılması şart. Kontroller yapılmadan, aşırı zor olan sporların yapılması sonucunda, sık sık kalp rahatsızları meydana çıkıyor.

Önce ısının: Spora başlamadan evvelce iyice ısınmak, kas boyunu gererek uzatmak şart. Aksi durumda çok sık olarak lif atması denilen kas yırtıkları ile karşılaşabilirsiniz.

Uygun ekipman kullanın: Her spor branşına ideal ekipmanlar kullanın ve gerektiği takdirde bunların ayarlarını gerçeklştirmeyi ihmal etmeyin. Bisiklete biniyorsanız sele-boy ayarını, koşuyorsanız ya da tenis oynuyorsanız ideal ayakkabı ve raket seçimini, kayak yapıyorsanız kask kullanımını, şahsa ideal board ya da kayak takımının boy oranının seçimini yapın.

Aç karnına spor gerçeklştirmeyin: Spor evveli karmaşık karbonhidrat denilen, şekerin kana yavaş karışmasını gerçekleştiren gıdalar tüketin. Aksi durumda spor sırasında kan şekeri düşüyor bu da yaralanma tehlikesini artırıyor.

Spor sırasında kesinlikle su amacıyla: Spor yapanlarda genellikle, spor sırasında alınan sıvının mide şişkinliğine yol açtığı, bunun da sportif kapasiteyi azalttığı kanaati oluyor. Fakat bilimsel çalışmalar tam tersini gösteriyor. Yeterli sıvı kullanımı olmazsa, hem yaralanma riski artıyor, hem de sportif kapasite düşüyor.

Protein tüketin: Spor ardından beslenme amacıyla protein içerikli gıdalar tüketin. Aksi durumda vücutin gereksinimi olan protein gereksinimi, protein deposu olan kaslarımızdan sağlanıyor. Bu da kas gücünü çoğaltmak amacıyla spor yapar iken, kas kayıbına yol açıyor.

Temponuzu yavaş yavaş artırın: Spor yaptıkça vücutde salgılanan detaylı hormonlar yardımıyla daha çok spor yapma talebi meydana çıkıyor. Arada sırada de detaylı müsabakalara hazırlanma aşamasında, hazırlık vakitı kısa bulunduğu vakit süratli yüklenmeler yapılabiliyor. Oysa bu tarz antrenman yüklenmeleri ‘stres kırığı’ denilen yüklenme kırıklarına yol açıyor. Bu amaçla temponuzu yavaş yavaş artırın.

Çevre koşullarına ilgi edin: Daha sıhhatli ortamlarda oluşturulan spor, insanların psikolojisini olumlu yönde etkileyerek, egzersiz yapmanın devamlılığını sağlıyor. Uygun alanlar olmadığı vakit -bakımsız ve sorunlu zeminli halı sahalar ya da beton zeminde koşulması- yaralanma olasılığını artırdığından etraf koşullarına ilgi edin.

KİLO VERMEK İÇİN YAPIYORSANIZ…

İnsanların kimi vakit kilo vermek amacıyla de spor ve egzersiz yapmaya başladıklarını dile getiren Doç. Dr. Metin Uzun, “Kilo vermek amacıyla spor yapanlara tavsiyemiz, kesinlikle diyetisyen ile birlikte gidilmesi olmaktadır. Aç kalarak spor yaptığımızda, düşen kalori ve enerji alımı, daha tez sakatlıklara yol açmaktadır. Uygun beslenenlerde ise, kilo kayıbı olmadığı vakit insanlar sporu bırakmaktadır. Bu kişilerde; takip, kilodan çok, vücut üzerinden yapılmalıdır. Yapılan egzersizler ile yağ yıkımı ve kas yapımı artmaktadır. Bu da daha fit olmamızı sağlamaktadır” şeklinde konuşuyor.

Kategoriler
Biyografi Genel

Sun Tzu kimdir

Günümüze kadar namı gelem meşhur bilgelerden biri olan Sun Tzu kimdir? Ana felsefesi nedir tüm detayları ile bu yazımızda.

MÖ 544 yılında doğan Sun Tzu, asıl adı, Sun-Tzu, Sun-Wu, Sun-Zi’dur. Adının anlamı ‘ustanın güneşi’dir. M.Ö. 5 nci yüzyılda bugünkü Çin topraklarında, Ch’i Devleti’nde doğmuştur. Çinli bilge, asker ve filozof olan Sun-Tzu MÖ: 500’de Wu Devleti’nde yani tam da bugünkü Çin topraklarında yaşamıştır.

Savaş stratejisi üzerine yazdığı Savaş Sanatı isimli kitabı dünyanın en eski strateji kuramları olarak kabul görür. 13 bölümde toplanan yazıların, Çin’de çok daha eski dönemlerden beri tanınmış savaşma ilkelerinin toplu bir sunumu olduğu ve Üstad Sun Tzu yorumuyla bir araya getirilmesinin Çin’in Savaşan Beylikler döneminde (MÖ 480 – MÖ 221) gerçekleştiği sanılıyor.

Sun Tzu bu sohbetlerinde “Gerçek Zafer” hedefiyle şu şekilde demiştir: “Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir. Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir.

Sun Tzu’nun tam olarak hangi tarihler arası yaşadığı bilinmese de ortaya çıkışının Savaşan Beylikler dönemine denk geldiği biliniyor. Yazılı geleneği çok eski ve güçlü olan Çin’de ortaya çıkan bilgelerin tam olarak ne süre yaşadıklarıyla ilgili belirsizliğin, bilgelerin ölümlerine doğru ortadan kaybolmayı seçmelerinin çok karşılaşılan bir hal olmasına yorumlanıyor.

Yol gösterici sözleri 2500 yıldır değerini korumaktadır. Sun-Tzu’nun Savaş Sanatı isimli yapıtı, spor, siyaset, bilim, sanat alanında fazlası ünlü ismi direkt olarak etkilemiş ve onlara karar vermelerinde yardımcı olmuştur. Mao Zedong, General Nguyên Giáp, General Douglas MacArthur, İmparator Napolyon Bonapart ve Führer Adolf Hitler bunlardan bazılarıdır. Sun-Tzu’nun yol gösterici öğütleri sadece askerlikte değil, ekonomi ve iş dünyasında da geniş ölçüde kullanılmaktadır.

Sun Tzu, Savaş Sanatı prensiplerini belirlerken, kendi döneminde yaşadığı olaylardan esinlenmiştir. Ancak, 384 savaş prensibi, o günden bugüne değerini kaybetmemiştir. Bu nedenle, bugünküde Sun-Tzu Savaş Sanatı prensipleri başta ABD olmak üzere, bir çok ülkenin Harp Akademileri’nde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Sun Tzu, MÖ 473 yılında 71 yaşında ölmüştür.

Kategoriler
Fransız Güzeller Genel Oyuncular Şarkıcılar Söz Yazarları

Marion Cotillard

Marion Cotillard, Fransa asıllı oyuncu, şarkıcı ve söz yazarıdır. Sanatçı özellikle Edith Piaf’ın hayatını anlatan ve 2007 yılı yapımı olan La Môme (Ülkemizdeki adı ile Kaldırım Serçesi) filmi ile ünlenmiştir. Daha öncesinde Fransız komedi serisi olan Taxi filmlerinde taksi sürücüsü Daniel’in sevgilisi ve eşi rolleri ile izlediğimiz Marion Cottillard kendine has bir takipçi kitlesi kazanmıştı. La Mome filminde ise hem dünya çapında tabiri caiz ise patlamasını gerçekleştirdi ve seslendirdiği şarkılar ile ise oyunculuğunun da önüne geçen ses kalitesini gözler önüne serdi.

Leonardo Di Caprio ile birlikte rol aldığı Inception yani ülkemizdeki adı başlangıç olan fantastik ve bilim kurgu ögeleri taşıyan film ise bir diğer rol aldığı başarılı yapım olarak dikkat çekmektedir.

30 Eylül 1975 yılında dünyaya gelen güzel oyuncu Paris’te doğmuştur. Boyu 1.69 metre olan Morion Cotillard; en iyi kadın oyuncu Oscar ödülü başta olmak üzere oynadığı filmler ile pek çok ödül kazanmıştır. Oyuncunun Louise Canet, Marcel Canet isimlerinde ikide çocuğu vardır. Eşi ise Cesaretin Varmı Aşka isimli filmde birlikte rol aldığı Guillaume Canet‘tir.

Oyunculuk meslekten öte bir aile geleneğidir diyebiliriz kendisi için. Çünkü babası bir yönetmen ve annesi ise oyuncudur. Bu sebepten ötürü oyunculuk aslında Marion Cotillard için aile mesleğidir. Doğal güzelliği ve oynadığı filmlerdeki içten tavırları ile kendine özgü bir güzelliğe sahip olan Marion Cotillard’ı şimdi yönetmen olan eşi ile birlikte daha çok filmde izleme şansı bulmayı umuyoruz. Marion Cotillard resimlerini yazımızın devamında bulabilirsiniz.

Kategoriler
Eğlence Genel

Mizah Anlayışımızı Nasıl Geliştirebiliriz

Mizah anlayışı geliştirme

Tatlı dilin yılanı deliğinden çıkardığını bilmeyen yoktur; hele bir de bu tatlı dil, içinde mizah da barındırıyorsa… Mizah yapanın her zaman bir ayrıcalığı, gülmenin ise her daim bir birleştirici özelliği vardır. Freud, “Yaptığımız espriler sayesinde son derece önemli mesajlar kabul görür, ciddi bir ifadeyle söylenen sözler kabul edilmez” diye boşa söylemiş olamaz herhalde? Sivri dahi olsa mizah, kin ve düşmanlık barındırmaz.

Öğrenmeyi de kolaylaştıran bir yöntem olan mizah, iletişimin de temelinde yer alır. Esprili reklamlar daha çok akılda kalır, mizah evrensel ve ortak bir payda yaratır. İnsan gülmeye başladığında, etrafındaki duvar yıkılır; karşısındakiyle iletişimden öte bağ kurmaya hazır hale gelir.

Espri, planlanarak yapılan bir şey değildir; spontane gelişir. Bu yönünü geliştirmek isteyen, öncelikle kendine biraz zaman tanımalı, vücut dilini iyi kullanmayı başarmalıdır. Ayna karşısında çalışmak, bu tutumu geliştirmek adına önemlidir. Espri yaparken karşımızdaki insanı etkilediğimiz kısım son kelime ya da son cümledir; buna da dikkat edilmesi gerekir. Kişilerin başlarına gelen komik olayları kendisiyle dalga geçerek anlatması da samimiyeti ortaya koyar. Esprinin temelinde doğallık ve samimiyet vardır. Kimi insanlar bel altı esprilerden hoşlanmayabilir, zorlamayla yapılan soğuk espriler insanları uzaklaştırabilir. Her şakayı herkes kaldıramayabilir; dikkat etmekte fayda var. Öte yandan iyi bir genel kültür bilgisine sahip olmak da mizah yeteneği için büyük avantaj. Entelektüel birikim, kişiyi her daim bir adım öne çıkarır; ukalalığa varmadığı sürece.

 

Kategoriler
Bebek Sağlık Genel

Ağlayan Bir Bebeği Nasıl Sakinleştirirsiniz?

Ağlayan Bir Bebeği Nasıl Sakinleştirirsiniz?

Yeni bir bebeğiniz var ve sürekli ağlıyor bu durum sizin için hiç de iç açıcı değil aslında her kadar da mutluydunuz peki a ağlayan bebeğinizin nesi var? Ona nasıl yardım edeceksiniz?

Eğer yeni doğmuş bir bebeğiniz varsa ve ağlıyorsa muhtemelen açıkmış olmalıdır. Onu acılan doyurmalısınız.

Hala ağlamaya devam ediyorsa bir de bezini değiştirmeyi deneyin çünkü beslenmenin ardından gelen süreç budur.

Eğer bebeğinizin gazı var ise bu da ağlayabileceği anlamına gelir, bebeğinizin sırtını sıvazlayarak gazını alabilirsiniz.

Eğer bebeğiniz hala susmuyorsa onu kucağınıza alın sevin, sallayın, bebek arabası ile gezinti çıkarın ve sakinleşmesini sağlayın.  Eğer arabanız ar ise arabanız da gezdirmeniz de birden susmasını ve güzel bir uykuya dalmasını sağlayacaktır.

Işıkları azaltın ve televizyonu sesini kısın, kalabalık var ise susturmaya çalışın. Kalabalık ortamlardan mümkün oldukça uzak tutmaya çalısın çünkü bebeğiniz daha Hırçın olmasına sebep olacaktır.

Yumuşak bir müzik tercih edin ya da ninni söyleyin.

Farklı seslere tepki veren bebekler için saç kurutma makinesi, elektrik süpürgesi gibi elektronik aletleri çalıştırmayı deneyin.

Bebeğinize masaj yapabilirsiniz. Her insan da olduğu gibi bebekler de masaj ile rahatlayacaktır.  Karnına, dizine ya da sırtına masaj yapabilirsiniz.

Tüm bunları denediniz ve hala susmuyorsa bebeğinizi beşiğine yatırın ve sallamaya başlayın. Tüm gün boyunca bu ağlamalar geçmiyorsa en yakın doktora gösteremeye özen gösterin. Herhangi bir sağlık problemi olabilir tedbiri elden bırakmayın.

Kategoriler
Genel Kadın Sağlık

Önlenebilen Kanser Türleri: Rahim Ağzı Kanseri

Önlenebilen Kanser Türleri: Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin, nedeni tamamen aydınlatılmış ve önlenebilen tek kanser olduğunu dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erol Tavmergen, rahim ağzı kanserinin, dünyada kadınlarda meme kanseri ve kalın bağırsak kanserinden sonra üçüncü sıklıkta görüldüğünü, ülkemizde ise onuncu sırada yer aldığını belirtti.

Rahim ağzı kanserinin belirtilerine ve korunma yollarına ilgi çeken Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Tavmergen, rahim ağzı kanserinde risk faktörlerini şu şekilde sıraladı:

• Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu.
• Erken yaşta (16 yaştan önce) ilk cinsel ilişki.
• Birden çok cinsel partner varlığı.
• Sigara içimi.
• Beslenme alışkanlığı (meyve ve sebzeyi az tüketmek rahim ağzı kanseri tehlineti artırmaktadır).
• Yüksek doğurganlık sayısı.
• Düşük sosyo-ekonomik düzey.
• 5 yıldan daha uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı.

HPV enfeksiyonlarının çoğunluğunun belirtilere ya da hastalığa nhedefiyle olmadığını ve kendi kendisine düzeldiğini altını çizen Dr. Tavmergen, bununla eş güdümlü belirli HPV tipleri (çoğunlukla 16 ve 18) ile devam eden enfeksiyonun, kanser öncesi lezyonlara nhedefiyle olabildiğini söyledi. Tedavi edilmezse, bu lezyonların rahim ağzı kanserine ilerleyebildiğini ancak bu ilerlemenin genellikle uzun yıllar aldığını kaydetti.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

• Düzensiz, adet süreları arasında ya da cinsel ilişkiden sonra anormal vajinal kanama.
• Cinsel ilişki sırasında ağrı.
• Sırt, bacak ya da cinsel organların olduğu bölgede ağrı.
• Yorgunluk, kilo kaybı, iştah kaybı.
• Vajinal rahatsızlık ya da kokulu akıntı.
• Tek bir bacakta şişkinlik.
• İdrar yapar iken ağrı.
Serviks kanserinin önlenebilir ve erken tespitte tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu altını çizen Prof. Tavmergen, “Rahim ağzı kanseri erken tespit edildiğinde %100 tedavi edilebilir ve bu hastalıktan ölüm tamamen engellenebilir. Düzenli rahim ağzı kanseri taramasından geçen bir kadının rahim ağzı kanserinden ölmeyeceği söylenebilir. Ülkemizde rahim ağzı kanseri taramaları ücretsiz olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) yapılmaktadır” dedi.

EN RİSKLİ DÖNEM 17-33 YAŞ ARALIĞI

Teorik olarak, hastalık taşımadığı tanınmış tek partnerle eş güdümlü olma halinde riskin ortadan kalktığını dile getiren ve “Ancak bir kişinin HPV taşımadığını (HPV uyku döneminde ise) gösterebilmenin yolu maalesef yok” diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, şunları söyledi:

“Cinsel yaşamı aktif kişilerin yüzde 50’sinin hayatlarının bir döneminde HPV ile denk geldiği kabul ediliyor. HPV enfeksiyonu riski en yüksek grup, enfeksiyon cinsel aktiviteye paralellik gösterdiğinden 17-33 yaş grubu. Kadın ya da erkek kondomları riski bir miktar düşürse de, ciltten geçiş açıkta kalan alanlardan da söz hususu olabileceği hedefiyle bulaşmaya tamamen engel olmuyor. Genital siğil yapan HPV türlerine karşı aşılanmak ise korunmaya yardımcı oluyor.

HPV TESPİTİNDE DNA TARAMA YÖNTEMİ

Sağlık Bakanlığınca, kanser saptama miktarları sahip olunan yöntemlere göre çok daha yüksek olan rahim ağzı kanseri tarama yöntemi (HPV-DNA) ile kontrol edilen 1,5 milyon kadının yüzde 3,6’sında yüksek riskli rahim ağzı kanserine yol açan virüs (HPV) saptama edildi. Rahim ağzı kanseri taramaları hedefiyle uzun yıllardır ”smear” yöntemi kullanılıyordu ancak son yıllardaki gelişmeler, rahim ağzı kanseri taramalarında HPV virüsünün DNA’sının taranabileceğini de ortaya koydu. Türkiye, dünyada bu uygulamayı kullanan önder ülkelerden biri oldu. HPV-DNA testlerinde klasik smear ile kıyaslandığında kanser saptama miktarları daha yüksek ve tarama sonucunda kanserin negatif olması halinde ön görü gücü de yüksek. Bilimsel verilere göre, dünyanın en iyi tarama testi.”

ÜREME ÇAĞINDAKİ HASTALARIN DOĞURGANLIĞI KORUNABİLİR

Prof. Dr. Erol Tavmergen, üreme çağındaki rahim ağzı kanseri hastalarında doğurganlığın korunabileceğini ifade ederek bu nhedefiylele yapılan yumurta dondurma işleminin detayları ile alakalı şunları aktardı:

“Kadın yumurtalıklarından, vajinal ultrason sayesinde toplanan yumurtaların, laboratuar ortamında vitrifikasyon yöntemiyle dondurulması olan bu yöntem, yumurtaların uzun yıllar süreınce saklanmasına yardımcı olmaktadır. Radyoterapi, kemoterapi gibi kanser tedavisi uygulayanlar ya da yumurtalıkları alınıp rahmi sağlıklı olan hastalarda bu işlemlerden önce yumurta dondurma yöntemi uygulayarak tedavileri tamamlandığında gebelik elde etme şansı olacaktır.

YUMURTA DONDURMA İŞLEMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Yumurta dondurmanın net ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi hedefiyle bu hizmeti veren kurumun, tecrübeli ve teknolojik altyapılarının, güçlü embriyoloji laboratuarlarının olması gerekir. Kurum seçilirken ilgi edilmesi gereken bir başka husus da, merkezde dondurulan yumurtaların uzun yıllar süreınce saklanıp, ilk günki gibi kalabilmesine sağlayacak alt yapının bulunmasıdır. Dondurulmuş yumurtalar hedefiyle herhangi bir bekleme süreı söz hususu değildir. Yumurtalar, gerekli oldukları süre çözdürülüp, hamileliğin gerçekleşmesi hedefiyle kullanılmaktadır. Hatta dondurma işleminin uygulanması sırasında, gruplar halinde uygulama gerçekleştirilerek, farklı dönemlerde hamileliğin gerçekleşmesi hedefiyle kullanılabilir.”

Kategoriler
Biyografi Genel

Sandro Botticelli kimdir

Sandro Boticcelli; 1 Mart 1445 tarihinde İtalya’nın Floransa elayetinde doğmuştur. Asıl isimi Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi’dir. Babası Mariano Filipepi oğlunu şuurlu bir şekilde yetiştirir ve ona bir yere çırak verilmeden evvelce öğretilen her şeyi öğretir. İyi bir çıraklık eğitimi alan Sandro babasının yakın dostu olan kuyumcu ve zanaatkâr Botticelli‘nin yanına çırak olarak verilir. İsmi, ustası olan kuyumcu Botticelli’den gelmektedir. O dehemmiyetde kuyumcular ve ressamlar sıksık ilişki durumundadır bundandır ki Sandro tüm dikkatini desen sanatına sunar ve resme hayran olup resim sanatına yönelir.

Bu kara Filippo Lippi‘nin öğrencisi olur. İlk senelerinde Filippo Lippi’den etkilense de daha ileri yapıtlerinde Andrea del Verrocchio‘nun etkisi görülür. Çok geçmeden Sandro’nun yeteneği büyür ve gelişir. Daha genç yaştayken Mercanzia’da Antonio ve Piero Pollaiuolo doğrulusunda yapılmış resimlerin arasına bir figür yapar.

Rönesans sanatının gelişmesinde mühim rol oynayan Botticelli ilk yapıtlerından itibaren büyük beğeni kazanır. Eserlerinin hususlarını dinden ve mitolojiden seçerek anıtsallık yakalamakta usta bir isim durumuna gelir. Tasvir ettiği ettiği sahnelerde bol bol figür kullanan Sandro Botticelli kendisine özgü bir üslup yaratır.

Bolca devinimli, salınım içersinde çizgiler kullanır. Hareketli kumaşlar ve saçlar onun resmine zarif ve dekoratif bir özellik katar. Yüzyılın ilk senelerinde süregelen olan kuvvetli renk tüketimine rağmen onun paleti sınırlı ve don ressam olan Giorgio Vasari, Botticelli amacıyla şu şekilde der; “Botticelli, sfakatları ve diğer kumaşları, renklerin akmadan iki doğrultuda da görüneceği şekilde malzemeyi örerek nasıl yapılacağını bulan ilk insanlardandı.”

Müneccim Kralların Tapınması 1475

Sandro Botticelli’ye asıl ün kazandıran yapıti 1475 senesinde yaptığı “Müneccim Kralların Tapınması” olmuştur. Bu yapıt onun adının hem Floransa’da hem de diğer yerlerde duyulmasını sağlar. Botticeli’nin ününü duyan Papa IV. Sixtus Roma‘daki sarayının şapeline (Sistina Şapeli) resimler yapması amacıyla Botticelli’nin görevlendirilmesine karar sunar. 1481’de Papa IV. Sixtus doğrulusunda Roma’ya çağrı edilmiş; Cosimo Rosselli, Domenico Ghirlandaio ve Pietro Perugino ile beraber Sistina Şapeli’nin süslemesinde çalışmıştır. Burada Musa’nın yaşamını canlandıran 3 fresk ile Şeytanın İsa’yı Ayartma Çabaları’nı yapmıştır. Bu yapıtlerinde varlıklı ayrıntılar görülür.

1480-1490 senelerinde, olgunluk dehemmiyetinde Floransa’da Lorenzo de Medici‘nin korumasında sanat çalışmalarını sürdürmüştür. Botticelli, Rönesans resim sanatının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Kendisini deliliğin sınırına sürükleyen kaygısı, sanatına yön vermiştir. Uçucu ve coşkulu figürler çizmiştir. Hem de hastalık derecesine varan zerafet duygusu yapıtlerine kendisine özgü, şiirsel bir hava sunar. Yapıtlarında hareket ve duruşun inceliği, ince uzun bedenli, uzun boyunlu ve ciddi ifadeli bayanın zarifliği varlıklı bir doku oluşturur. Botticelli dini husus alan tablolar yapmış olsa da, am olmuştur.

Botticelli’nin en tanınan iki yapıti Venüs’ün Doğuşu (The Birth of Venus) ve İlkbahar Alegorisi (La Primavera)‘dir. Eserlerinin fazlası Floransa’daki Uffizi Galerisi’nde sergilenmektedir.

Venüs’ün Doğuşu (The Birth of Venus) 1486

1486 senesine tarihlenen bu resim Klasik üslup etkisinde ve Floransa Erken Rönesans kültürünü en çok somutlaştıran yapıtdir. Medici ailesinden Lorenzo de Medici doğrulusunda ısmarlanan resimde güzelliğin ve aşkın koruyucusu Venüs’ü dev bir deniz kabuğunun içersinde, resmin odak noktasında görürüz.

Sandro Botticelli 1500 senesinden sonra derhal derhal hiç resim yapmadı, fakat yapıtlerı bu asır ressamları üzerinde geniş ölçüde etkiler bıraktı.

Botticelli’nin yapıtlerı husus bakımından dinî ve Floransa’nın günlük yaşamını canlandıran yapıtler olarak ikiye ayrılabilir. İster dinle alakalı olsun, ister pagan yapıtler olsun, resimlerinde plastikten çok, çizgi arabeskine ehemmiyet vermiştir. Çizgilerinde şiddet ve kudretten çok zarafet ve incelik egemendir. Botticelli, çağının gereklerine uyarak Yunan mitolojisinden yararlanmış, ama bu mitolojinin ögelerini Yunan heykelleri biçiminde işlememiştir. Bu bakımdan Botticelli, Rönesans’ın ilk kısmını (Floransa Dehemmiyeti) kapayarak, sanatta bireyciliğin yolunu açmıştır.

Sandro Botticelli, 17 Mayıs 1510 tarihinde Floransa, İtalya’da 65 yaşında ölmüştür.

Eserleri :
– Venüs’ün Doğuşu, Tarih: 1486, Orijinal Boyut: 175 x 278 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– İlkbahar, Tarih: 1482, Orijinal Boyut: 203 x 314 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Aziz Zenobius’un Yaşamından, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 66 x 182 cm, Yer: Gemäldegalerie, Dresden
– İftira, Tarih: 1495, Orijinal Boyut: 62 x 91 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Tebliğ, Tarih: 1490, Orijinal Boyut: 150 x 156 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Venüs ve Mars, Tarih: 1483, Orijinal Boyut: 69 x 173 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Genç Bayan Portresi, Tarih: 1476, Orijinal Boyut: 47,5 x 35 cm, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Judith’in Dönüşü, Orijinal Boyut: 31 x 24 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Pallas Athene ve Kentaur, Orijinal Boyut: 239 x 147 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Madonna Çocuğu ve iki Melek, Tarih: 1470, Orijinal Boyut: 100 x 71 cm, Yer: Galleria Nazionale, Napoli
– Madonna di S. Barnaba, Tarih: 1487, Orijinal Boyut: 340 x 270 cm, Yer: Galleria degli Uffizi, Floransa
– Giuliano dei Medici, Tarih: 1478, Orijinal Boyut: 54 x 36 cm, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Isa’nın Doğumu, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 109 x 75 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Nastagio degli Onesti’nin Ağırlaması, Tarih: 1487, Orijinal Boyut: 138 x 83 cm, Yer: Museo del Prado, Madrid
– Isa’nın Ardından, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 140 x 207 cm, Yer: Alte Pinakothek, Münih
– Madonna ve Nar, Tarih: 1487, Orijinal Boyut: 143.5 x 143.5 cm, Yer: Gallery Uffizi, Floransa
– Kahinlerin Kutsaması, Tarih: 1475, Orijinal Boyut: 107.5 x 173 cm, Yer: Gallery Uffizi, Floransa
– İdeal Bir Kadın Portresi, Tarih: 1480, Orijinal Boyut: 81.8 x 54 cm, Yer: Städelsches Kunstinstitut, Frankfurt
– Madonna Azizler ile, Tarih: 1485, Orijinal Boyut: 185 x 180 cm, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Meryem Çocuğu ve Şarkı Söyleyen Melekler, Tarih: 1477, Yer: Gemäldegalerie, Berlin
– Kahinlerin Kutsaması, Tarih: 1482, Orijinal Boyut: 70 x 104.2 cm, Yer: National Gallery of Art, Washington, D.C.
– Genç Adam Portresi, Tarih: 1485, Orijinal Boyut: 37.5 x 28.3 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Madonna Kitap Başında, Tarih: 1480, Orijinal Boyut: 59 x 39.5 cm, Yer: Museo Poldi Pezzoli, Milan
– Aziz Zenobius’un Üç Mucizesi, Tarih: 1500, Orijinal Boyut: 64.8 x 139.7 cm, Yer: National Gallery, Londra
– Venüs ve Üç Güzellerin Genç Bayana Hediyesi, Tarih: 1486, Orijinal Boyut: 211 x 283 cm, Yer: Musée du Louvre, Paris

İlkbahar Alegorisi (La Primavera) 1478

İlkbahar Alegorisi
Bu tablo Mediciler’den Lorenzo di Pierfrancesco‘nun düğünü amacıyla ısmarlandı.

Botticelli burada iki değişik mitolojik hikayeyi tek bir kadrajda birleştirir ve açık kompozisyonlu olarak izleyiciye sunar. Resme bakınca dikkatimizi çeken ilk şey ortadaki muhteşem kadın figürüdür.

Merkezde yer alan bu figür aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’dür. Arkasındaki ağaç dallarının arasından gökyüzünün natural ışığıyla meydana getirdiği hâle ile Hıristiyanlaşıp “Meryemleşmiştir”. Hamilelik de Meryem ile ilişkilendirilir, natural olarak onun İsa’ya hamile bulunduğunu düşünürüz. İsa’nın gelmesi ile beraber tabiat canlanır ve ilkbahar gelir.

Diğer figürler simetrik olarak yerleştirilmiştir. Eserin en sağında yer alan figür batı rüzgarının tanrısı Zephyrus’dur. Zephyrus’un belinden tutup yakaladığı ve zorla sahip bulunduğu Chloris yani çiçeklerin tanrıçası Flora’dır. Efsane göre Zephyrus aşık bulunduğu Chloris’e cinsel şiddet uygulayarak sahip olur ve onunla evlenir.

Bu şiddet karşısında Chloris çığlık atar Botticelli bu çığlığı figürün ağzından çıkan çiçeklerle göstermiştir. Sol doğrultuda huzurla gülümseyen kadın figürü, Chloris’in gelecekteki, evlilikten ileri halidir yani Flora’dır. Flora kucağında Venüs’ün simgesi olan gülleri taşır.

Bize göre yapıtin sol doğrultusunda tespit edilen üç peri kızı “Üç Güzeller” olarak tanınan Aglaie, Euphrosyne ve Thalia‘dır. Bu üç figür parlaklık, ışıltı ve zarafeti simgeler.

En solda kırmızı bir kıyafet içersinde yer alan, belinde kılıç taşıyan figür Merkür’dür. Merkür Roma tanrılarının haberci tanrısıdır. Onu bu yapıtde elini yasak meyveye uzatmış bir şekilde görürüz.

Venüs’ün derhal üzerinde oğlu aşk tanrısı Cupid’i yani Eros’u görürüz. Figür kanatları olan bir çocuk formunda resmedilmiştir. Okunu üç güzellerin ortadaki figürünü amaç alarak tutmaktadır.

Botticelli bu yapıtde dokuz figür resmetmiş ve hepsin i mitolojiden seçmiştir. Hem de tabloda 170 türü gösteren 500’ü aşkın çiçek ve bitki resmetmiştir.

Kategoriler
Amerikan Güzeller Genel Oyuncular

Jessica Alba

1981 Yılında dünyaya gelen Jessica Alba’nın aslında tam adı Jessica Marie Alba’dır. Amerikalı güzel oyuncu Altın Küre’ye aday gösterilmiş ve kariyeri başarılarla dolu bir isimdir. İsmi anıldığında ilk akla gelen filmler Dark Angel, Fantastik Dörtlü, Günah Şehri, Maviliklere Doğru ve Good Luck Chuck gibi yapımlardır. Güzel olduğu kadar yeteneği ile de ön plana çıkan dünyanın en çok kazanan oyuncularından biridir.

Jessica Alba kimdir?

Kaliforniya’nın Pomona şehrinde dünyaya gelmiştir. Jessica Alba’nın Babası Meksika kökenli asker Mark Alba, annesi ise Danimarka ve Fransız Kanadası kökenli, cankurtaranlık mesleğini yapan Cathy Jensen’dir. 16 yaşına kadar kardeşi olan Joshua ile birlikte büyük babası ve büyük annesinin yanında yaşamıştır. Babasının görevi icabı Bilaxi’ye (Missisippi) daha sonraları da Del Rio’ya (Texas) gitmiştir. En sonunda ise yine Kaliforniya’ya yerleştiler. Spor fanatiği olarak büyüyen Jessica Alba, çocukluğunda birçok fiziksel rahatsızlıklar da geçirmiştir. Akciğerleri iki kez iflas ederken, yaklaşık olarak bir yıl içinde 4-5 defa da zatürre hastalığı geçirdi, apandisti patladı ve bademciklerinde kist oluştu. Vaktinin çoğunu hastanelerde geçirdiği için çevresinde pek arkadaşı da olmadı fakat Kaliforniya’ya tekrar taşınmalarının ardından iyileşti.

5 yaşından geldiğinde oyunculuğa karşı büyük ilgi duymaya başlayan Alba, henüz 12 yaşındayken oyunculuk eğitimi almaya başladı ve eğitimlerinin dokuzuncu ayına geldiğinde bir ajansla anlaşma sağlamıştı bile. 1994’de ilk kez kamera karşına geçerken; Camp Nowhere filminde oynadığı Gail rolü için sadece iki haftalık bir rolde anlaşmış olmasına karşın, saçlarının benzediği başka bir oyuncunun film setinden ayrılması üzerine o rol için tam 2 aylık anlaşmaya imza attı. Aynı yıl, Nintendo ve J.C. Penney firmalarının reklam yüzü olmasından sonra ise birkaickelodeon isimli çocuk televizyon kanalında yayınlanan komedi dizisi ‘The Secret World of Alex’de 3 bölümde yer buldu.

Çocukluk yılları başka yapımlarda başarılar ve ödüllerle geçen Alba asıl süksesini ise; 2005’ yılında ünlü isimler Bruce Willis, Benicio Del Toro, Elijah Wood, Brittany Murphy’nin başrollerinde yer aldığı ve egzotik bir dansçı rolünü üstlendiği Sin City isimli kült filmde gerçekleştirmiştir. Sonrasında ise aynı yıl Fantastic Four adlı popüler çizgi roman uyarlamasında görünmez kadın rolündeki Sue Storm’u ve Paul Walker ile başrollerinde yer aldıkları Into the Blue isimli filmde Sam karakterini canlandırdı. Ünlü oyuncu bu filmler ile de hayran kitlesini önemli ölçüde arttırmış oldu.

Boynunun arka tarafında üzerinde dişi bir kuş olan papatya ve dirseğinde ise “padma” yani lotus çiçeği anlamına gelen Sanskrit işaretlerinden bir dövmesi vardır. Hayvaları seven oyuncunun tam 3 köpeği vardır. Bunlardan ikisi pug cinsi küçük köpekler ve Bowie adında bir pitbuluda vardır. Tıpkı David Bowie gibi gözleri 2 farklı renkte olan köpeğine bu isimden esinlenerek adını vermiştir. Maxim dergisinin 2006 yılında gerçekleştirdiği yaşayan en güzel yüz kadın sıralasında listede ilk sıralarda kendine yer bulmuştur. Yine aynı yıl baskısı yapılan ünlü Playboy Dergisi’nin Mart ayına ait sayısında izni olmadan kapak yapılması ve 25 En Seksi Kadın Listesi’nde yer vermesi nedeni ile ünlü dergi ile davalık olmuştur. Hugh Hefner’in bizzat özür dilemesi ve Alba’nın destek verdiği iki hayır kurumuna derginin bağışta bulunması karşılığında davadan vazgeçmiştir. Güzel oyuncu yeni filmleri ile kariyerine devam etmektedir.

Kategoriler
Genel Hamilelik

Hemofili Hastalarına Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’tan Tüp Bebek Tedavisi Önerisi

HEMOFİLİ HASTALARINA PROF.DR.SEVTAP HAMDEMİR KILIÇ’DAN TÜP BEBEK TEDAVİSİ ÖNERİSİ

Hemofili, kanınızın normal olarak pıhtılaşmadığı bir durum olup nadir görülen bir kanama bozukluğu olarak isimlendirilmektedir.

Hemofili hastalarında neler görülmektedir?

Hemofili hastasıysanız eğer bir başka kişiye göre yaralanmanın sonrasında kanamanız daha uzun olacaktır ve daha geç duracaktır.

Tüp bebek tedavisi: https://sevtaphamdemir.com/tup-bebek-tedavisi/

Özellikle diz, ayak bileği, dirsek gibi eklemler başta olmak üzere içeriye kanama alanı oluşturabilir ve bu durum gerçekleşirken dışarıda aktif bir kanama olmayabilir.

Bu kanama aynı zamanda doku ve organlara zarar verebilir durumda iken siz bunu fark etmeyebilirsiniz.

Bu gibi rastlanan durumlarda hemofili yaşamınızı dahi tehdit edebilir.

Hemofili genellikle kalıtsal olarak bilinir ve genellikle de kalıtsal olarak gözlenmiştir.

Ankara tüp bebek: https://sevtaphamdemir.com/ankara-tup-bebek/

Hemofilinin belirtileri nelerdir?

  • Aşırı kanama : ufak bir kesikte şiddetli kanama, kanama durmuşken tekrar kanama başlaması, durduk yere kanayan burun, iç kanama belirtileri…
  • Eklemde kanamalar : eklem bölgeleri şişerek devam eder eklemlerde içeriye kanama olduğunu gösterir
  • Beyinde kanama : kusma, uyku hali ya da davranış değişikliği, çift görme, uzun süren acılı baş ağrısı, geçirilen nöbetler,

Tüp bebek uzmanı Ankara : https://sevtaphamdemir.com/

Hemofili genetik bir hastalık olarak nitelendirilir. Taşıyıcı genler anne de bulunur ancak hemofili genellikle baba adaylarında erkeklerde karşılaşılır. Ancak genetik mutasyon sonucunda az da olsa kadınlarda da rastlanabilen bir rahatsızlık haline geliştir. İleri yaşlarda pıhtılaşma faktörlerine karşı antikor oluşturabilen kişilerde sekonder hemofili gelişebilmektedir. Hemofili belirtilerinin ortaya çıkma yaşı ve şiddeti faktör eksikliğinin şiddetine bağlı olarak gelişirken, düzeyleri hafif, orta ve ağır olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hemofili hastaları da tüp bebek tedavisine başvurabilir !

Genetik geçişi olabilen, taşıyıcı hastalığı olan her çiftin tüp bebek tedavisine başvurup genetiğine bakılmış embriyo transferi için imkan sağlanabildiği gibi hemofili hastaları da tüp bebek tedavisine başvurabilmektedir. Hatta genetiğine bakılmış embriyo transferi yapmak çift için bebeklerine verebileceği en büyük hediye olacaktır.

Hemofili taşıyıcısı olan anne adayları tüp bebek tedavileri sayesinde tüp bebek merkezlerine başvurarak hemofilisi olmayan bebekler dünyaya getirebiliyor. Tüp bebek tedavisine yine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanarak ovulasyon indüksiyonu uygulanarak yumurtalar belirli bir boyuta geldikten sonra çatlatılması sağlanarak yumurtalar toplanıp baba adayından da sperm alınarak dış ortamda döllenmesi sağlanıp beşinci günlerinde biyopsiye gönderilerek genetiğine bakılmış mebriyo transferi yapılabilme imkanı vardır. Tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisi uygulayan her merkez Ankara tüp bebek olarak bu  imkanı sağlamaktadır.