Kategoriler
Genel Kadın Sağlık

Topuk Çatlakları Nasıl Geçer

Ayaklarda oluşan topuk çatlakları hem estetik güzellik hem de sağlık açısından oldukça önemlidir. Bazen fazla kuruluk ve ağrıya sebep olan topuk çatlakları başka bir hastalığın belirtisi de olabilir. Yaşın ilerlemiş olması ve işin etmen olması nedeniyle ayakta fazla vakit geçiren kişilerde daha fazla görülür. Oluşan bu yaralar “topuk çatlakları nasıl geçer” sorusunu akıllara getiriyor. Çatlakları gidermek için evde bulunan malzemelerden bakim kuru yapılabilir. Ancak bu bakımı kürleri uygulamadan önce mutlaka bir doktora başvurulması gerekir.

Topuk Çatlakları İçin Evde Hazırlanacak Bakım Kürü Malzemeleri

Leğen, vazelin, shea yağı, ılık su, yoğun nemlendirici krem, zeytinyağı, banyo tuzları, sünger taşı, pamuklu çorap, ayak törpüsü, havlu, havuç suyu, ezilmiş ananas ve olgunlaşmış muza ihtiyaç duyulur. Bu malzemeler ile sadece topuk bakımı değil çeşitli ayak bakımları yapılabilir.

Bu karışım ile topuk çatlakları nasıl geçer?

Sabun ve su leğen içine doldurulur, ayaklar sabun ve şu dolu leğen içerisine sokularak 20 dakika boyunca içerisinde bekletilerek ıslanması sağlanır. Topuklarda ki çatlaklar ıslandığı zaman ayaklar sudan çıkarılarak ayak törpüsü ya da ayak süngeri ile nazikçe ovulur. Ölü deri bitene kadar bu işleme devam edilir. İşlem bittiğinde ayaklar havlu ile sarılarak kurulanır.

Ancak mantar ya da şeker hastalığı varsa bu işlemi uygulamadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır. İşlemler bittikten sonra ayakları nemlendirmek ve yumuşatmak için shea yağı veya zeytinyağı sürülür. Her gün yatmadan önce ayaklara zeytinyağı veya shea yağı sürülebilir.

Topuk Çatlaklarına Karbonat Uygulaması

2 litre su içerisine tepelere 1 tatlı kaşığı karbonat dökerek 10 dakika bekletilir. 10 dakika sonra ayaklar içine sokulur ve yarım saat kadar bekletilir. Karbonatlı su ilk başta çatlaklara biraz ağrı verebilir ancak bu uygulama bir hafta boyunca uygulandığı takdirde mantar ya da topuk çatlaklarından tamamen kurtulmaya yardımcı olur.

Kategoriler
Genel Kadın Sağlık

Önlenebilen Kanser Türleri: Rahim Ağzı Kanseri

Önlenebilen Kanser Türleri: Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanserinin, nedeni tamamen aydınlatılmış ve önlenebilen tek kanser olduğunu dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erol Tavmergen, rahim ağzı kanserinin, dünyada kadınlarda meme kanseri ve kalın bağırsak kanserinden sonra üçüncü sıklıkta görüldüğünü, ülkemizde ise onuncu sırada yer aldığını belirtti.

Rahim ağzı kanserinin belirtilerine ve korunma yollarına ilgi çeken Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Tavmergen, rahim ağzı kanserinde risk faktörlerini şu şekilde sıraladı:

• Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu.
• Erken yaşta (16 yaştan önce) ilk cinsel ilişki.
• Birden çok cinsel partner varlığı.
• Sigara içimi.
• Beslenme alışkanlığı (meyve ve sebzeyi az tüketmek rahim ağzı kanseri tehlineti artırmaktadır).
• Yüksek doğurganlık sayısı.
• Düşük sosyo-ekonomik düzey.
• 5 yıldan daha uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı.

HPV enfeksiyonlarının çoğunluğunun belirtilere ya da hastalığa nhedefiyle olmadığını ve kendi kendisine düzeldiğini altını çizen Dr. Tavmergen, bununla eş güdümlü belirli HPV tipleri (çoğunlukla 16 ve 18) ile devam eden enfeksiyonun, kanser öncesi lezyonlara nhedefiyle olabildiğini söyledi. Tedavi edilmezse, bu lezyonların rahim ağzı kanserine ilerleyebildiğini ancak bu ilerlemenin genellikle uzun yıllar aldığını kaydetti.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

• Düzensiz, adet süreları arasında ya da cinsel ilişkiden sonra anormal vajinal kanama.
• Cinsel ilişki sırasında ağrı.
• Sırt, bacak ya da cinsel organların olduğu bölgede ağrı.
• Yorgunluk, kilo kaybı, iştah kaybı.
• Vajinal rahatsızlık ya da kokulu akıntı.
• Tek bir bacakta şişkinlik.
• İdrar yapar iken ağrı.
Serviks kanserinin önlenebilir ve erken tespitte tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu altını çizen Prof. Tavmergen, “Rahim ağzı kanseri erken tespit edildiğinde %100 tedavi edilebilir ve bu hastalıktan ölüm tamamen engellenebilir. Düzenli rahim ağzı kanseri taramasından geçen bir kadının rahim ağzı kanserinden ölmeyeceği söylenebilir. Ülkemizde rahim ağzı kanseri taramaları ücretsiz olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) yapılmaktadır” dedi.

EN RİSKLİ DÖNEM 17-33 YAŞ ARALIĞI

Teorik olarak, hastalık taşımadığı tanınmış tek partnerle eş güdümlü olma halinde riskin ortadan kalktığını dile getiren ve “Ancak bir kişinin HPV taşımadığını (HPV uyku döneminde ise) gösterebilmenin yolu maalesef yok” diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, şunları söyledi:

“Cinsel yaşamı aktif kişilerin yüzde 50’sinin hayatlarının bir döneminde HPV ile denk geldiği kabul ediliyor. HPV enfeksiyonu riski en yüksek grup, enfeksiyon cinsel aktiviteye paralellik gösterdiğinden 17-33 yaş grubu. Kadın ya da erkek kondomları riski bir miktar düşürse de, ciltten geçiş açıkta kalan alanlardan da söz hususu olabileceği hedefiyle bulaşmaya tamamen engel olmuyor. Genital siğil yapan HPV türlerine karşı aşılanmak ise korunmaya yardımcı oluyor.

HPV TESPİTİNDE DNA TARAMA YÖNTEMİ

Sağlık Bakanlığınca, kanser saptama miktarları sahip olunan yöntemlere göre çok daha yüksek olan rahim ağzı kanseri tarama yöntemi (HPV-DNA) ile kontrol edilen 1,5 milyon kadının yüzde 3,6’sında yüksek riskli rahim ağzı kanserine yol açan virüs (HPV) saptama edildi. Rahim ağzı kanseri taramaları hedefiyle uzun yıllardır ”smear” yöntemi kullanılıyordu ancak son yıllardaki gelişmeler, rahim ağzı kanseri taramalarında HPV virüsünün DNA’sının taranabileceğini de ortaya koydu. Türkiye, dünyada bu uygulamayı kullanan önder ülkelerden biri oldu. HPV-DNA testlerinde klasik smear ile kıyaslandığında kanser saptama miktarları daha yüksek ve tarama sonucunda kanserin negatif olması halinde ön görü gücü de yüksek. Bilimsel verilere göre, dünyanın en iyi tarama testi.”

ÜREME ÇAĞINDAKİ HASTALARIN DOĞURGANLIĞI KORUNABİLİR

Prof. Dr. Erol Tavmergen, üreme çağındaki rahim ağzı kanseri hastalarında doğurganlığın korunabileceğini ifade ederek bu nhedefiylele yapılan yumurta dondurma işleminin detayları ile alakalı şunları aktardı:

“Kadın yumurtalıklarından, vajinal ultrason sayesinde toplanan yumurtaların, laboratuar ortamında vitrifikasyon yöntemiyle dondurulması olan bu yöntem, yumurtaların uzun yıllar süreınce saklanmasına yardımcı olmaktadır. Radyoterapi, kemoterapi gibi kanser tedavisi uygulayanlar ya da yumurtalıkları alınıp rahmi sağlıklı olan hastalarda bu işlemlerden önce yumurta dondurma yöntemi uygulayarak tedavileri tamamlandığında gebelik elde etme şansı olacaktır.

YUMURTA DONDURMA İŞLEMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Yumurta dondurmanın net ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi hedefiyle bu hizmeti veren kurumun, tecrübeli ve teknolojik altyapılarının, güçlü embriyoloji laboratuarlarının olması gerekir. Kurum seçilirken ilgi edilmesi gereken bir başka husus da, merkezde dondurulan yumurtaların uzun yıllar süreınce saklanıp, ilk günki gibi kalabilmesine sağlayacak alt yapının bulunmasıdır. Dondurulmuş yumurtalar hedefiyle herhangi bir bekleme süreı söz hususu değildir. Yumurtalar, gerekli oldukları süre çözdürülüp, hamileliğin gerçekleşmesi hedefiyle kullanılmaktadır. Hatta dondurma işleminin uygulanması sırasında, gruplar halinde uygulama gerçekleştirilerek, farklı dönemlerde hamileliğin gerçekleşmesi hedefiyle kullanılabilir.”

Kategoriler
Bebek Sağlık Kadın Sağlık

Yağlı Ciltler İçin Bakım

Yağlı ciltler gün içerisinde sürekli yağlanma yapabilir ve siyah noktaların varlığı sizi rahatsız edebilir. Günlük bakım bu yüzden yağlı ciltler için önemlidir. Eğer günlük bakım yapmazsanız sivilcelenme ihtimali çok yüksektir. Yağlı ciltlerde gözeneklerde büyük olur ve bu durumda sorun yaşayabilirsiniz. Yağlı ciltler için bir kaç peeling önerisi verilebilir. Dbu peelingler düzenli kullanımda gözenekleriniz küçülür ve sivilcelenmelerde azalmalar görülür. Yağlı cilt için günlük maden suyu bakımı, maden suyunun mideye iyi geldiği gibi cildimize de birçok yararı vardır. Maden suyunu pamuğa dökerek tonik gibi bütün yüzünüze uygulayabilirsiniz. Maden suyunun içerisinde bulunan mineraller sayesinde yüzünüzü besler aynı zamanda cildinizdeki fazla yağı yok eder. Yağlı ciltler için maske önerileri; 1 adet aspirin 1 tatlı kaşığı kuru maya 1 çay kaşığı oksijenli su. Bir cam kapta oksijenli su ve aspirini karıştırın. Aspirin suda eridikten sonra kuru mayayı ilave ederek karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı yüzünüze masaj yaparak sürün ve 15 dakika bekletin. Bekleme süresi bitince ılık su ile cildinizi temizleyin. Yağlı ciltler için bir başka maske için malzemeler; 1 yemek kaşığı beyaz kil, 2 yemek kaşığı su, 1 çay kaşığı limon suyu. Saymış olduğumuz tüm malzemeleri bir kabın içerisinde iyice karıştırın. Karışım krem kıvamına gelene kadar karıştırmaya devam edin. Kıvamını iyi bir şekilde tutturduktan sonra yüzünüze iyice sürün ve yüzünüzü kıpırdatmayın. İçerisinde bulunan kilden dolayı yüzünde sert bir yapısı olacaktır. Maske yüzünüzde kuruyana kadar kalmalı ve çizgilerin oluşmaması gerekiyor. Maske kuruduktan sonra cildinizden ılık su ile hafif hareketlerle çıkartın. Cildinizdeki yağ oranını azaltarak aynı zamanda bir canlılık katacaktır. Bu maskeyi haftada 2 kere yapabilirsiniz.