Ortaoyunu Ustası Bir Mizahçı: Ferhan Şensoy

Ortaoyunu ustası bir mizahçı: Ferhan Şensoy

Ferhan Şensoy. Onu anlatmak için çok okumak, çok yazmak, çok bilmek gerek. Dilimiz döndüğünce ondan söz etmeye çalışacağız biraz.

“Oyuncu” demek onun için az kalır, “yazar” demek de. İçini doldurmadan hiçbir anlam ifade etmez bu tanımlar, söz konusu Ferhan Şensoy olduğunda. 26 Şubat 1951’de doğan Şensoy, ilkokul öğretmeni bir anne ile belediye başkanı ve tüccar bir babanın oğlu. Onunla tanışan herkesin kendisi için “onun gibilere ihtiyacımız var” dediği Şensoy’un gençlik anıları da bir o kadar kıymetli. Galatasaray Lisesindeki sınıf arkadaşlarına bakıldığında ise Nedim Günsel’i, Selim İleri’yi görüyoruz. Şensoy ise onlarla yaşadığı anıları, “Kalemimin Sapını Gülle Donattım” ve “Başkaldıran Kurşun Kalem” eserlerinde anlatıyor.

Sadece “mizah” denilince akla gelmiyor Ferhan Şensoy; söz konusu “vefa” olduğunda da bayrağı kimseye bırakmıyor. Türkülere, sahnelere sahip çıkıyor; kendisi fazlaca duygusal olarak tanımlıyor ama “Faça vermem” diye ekliyor. Yaşamayı seviyor Şensoy, “Günaydın lan yaşamak!” diye haykırıyor an be an; ayrıca hayvanseverliğiyle tanınıyor.

Oynadığı oyunlar, rol aldığı projeler oldukça fazla; pek tabii ödülleri de öyle. Ama asıl olan “Kavuk.” Hasan Efendi’nin Kavuğunu Münir Özkul’dan devralan ve Rasim Öztekin’e devreden Ferhan Şensoy için Münir Özkul’un kızı Güner Özkul, “Kavuğun Ferhan Şensoy’a verilmesi çok doğru bir karardı. Onun tiyatrosu özel bir tiyatro; hem geleneksele yakın hem de fütürist bir tiyatro olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir