Kategoriler
Genel Nasıl Yapılır

2019 Ücretsiz mobil internet paylaşımı nasıl yapılır? (Video)

Ücretsiz mobil internet paylaşımı nasıl yapılır? (Video)

15 Ocak 2019 tarihinden itibariyle cep telefonlarınızdan ve diğer mobil cihazlarınızdan internet paylaşımı ücretli oluyor. Vaziyet böyle olunca bu özelliği kullanırken rastgele bir ek ücret ödemek istemeyenler, şuanda alternatif çözümleri düşünmeye başladılar. Siz de bu arayış içerisindeyseniz, bedava Hotspot ya da bedava mobil internet paylaşımı olsun istiyorsanız, makalemiz tam size göre!

Ücretsiz mobil internet paylaşımı olası mı peki ? Denedik !

Dünyanın dört bir yanısıra yapılan bu sistem, yeni yılla birlikte ülkemizde de geçerli olacak. Yine de mobil interneti paylaştırmak amacıyla ekstradan 9 TL ödemek istemeyenler amacıyla rehber niteliğinde bir video hazırladık. İyi seyirler!

cretsiz mobil internet paylaşımı / Ücretsiz Hotspot

Öncelikle elinizde Android işletim sistemi ile çalışan bir akıllı telefon olması gerekiyor. Bu aygıt üstünden Google Play‘e giriş yapın ve arama seksiyonuna “EasyTether” programsını bulun. Uygulamanın hem ücretli “Pro” sürümü hem de bizim indireceğimiz bedava “Lite” sürümü bulunuyor. Lite sürümünü indirim ve programlamayı açın.

1- Eğer seçilmemişse Bluetooth opsiyonuna tik atın ve aktif duruma getirin.

2- Bluetooth Setup Wizard sekmesine girin

3- Burada Windows Setup seksiyonuna gelin, size iki alternatif sunulacak. İster driver dosyalarını telefonunuza indirin ve PC’ye kopyalayın, dilerseniz de verdiği bağlantıyı kullanarak, direkt olarak PC üstünden indirin.

4- PC üstünde kurulum prosedürünü yapıldıktan sonra program üstündeki işlemlerinizi sonlandırın.

5- Şimdi kontrol merkezi üstünde de görülen EasyTether programsına sağ tıklayın ve “Bluetooth: All Paired Devices” opsiyonuna tıklayın. Burada söz hususu Bluetooth’u açık telefonunuz görünecektir. Bağlantı prosedürünü tamalayın ve…

6- Artık Bluetooth üstünden hiçbir ücret ödemeden internete erişebilirsiniz.

Kategoriler
Genel Sağlık

Tütün kullanımı önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada

Sigaraya en son gelen zamlardan sonra bırakmayı düşünenlerin sayısı bir hayli fazla. Lakin her zamda olduğu gibi gerçekten bırakabilenlerin sayısı çok az. Sağlığınız için siz değerli takipçilerimize özel haberimizi yayınlayarak sigarayı bırakma yolculuğunuza bir destek de biz vermek istedik. Yazımızın devamında haberin detaylarını bulabilirsiniz.

ABD’de Sağlığın Değerlendirilmesi Enstitüsü’nce yürütülen bilimsel incelemeyla 1990’da ölüm niçinleri arasında 4. sırada yer alan tütün tüketiminin, 2017’de yüksek tansiyondan sonra 2. sıraya yükseldiği belirlendi.
ABD’deki Sağlığın Değerlendirilmesi Enstitüsünce oluşturulan bilimsel incelemeyla 1990’da 4. sırada yer alan tütün tüketimine bağlı ölümlerin, 2017’de yüksek tansiyondan sonra 2. sıraya yükseldiği ve mühim risk etkeni olarak belirlendiği meydana konuldu.

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Tütün Kontrolü Çalışma Grubu delegesi Prof. Dr. Nazmi Bilir, tütün ürünlerinin tüketimi ile tütün dumanına maruziyetin hastalık gelişimi ve ölüm riski üzerindeki tesirsine yönelik bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Tütün tüketiminin başta kanser ile kalp ve solunum hastalıkları olmak üzere obezite, yüksek tansiyon, metabolik sendrom, bağırsak hastalıkları gibi detaylı sıhhat problemlerine niçin olduğu, ilaveten astım gibi hastalıklarda atak tehlikesini artırdığının bilimsel çalışmalarla meydana konulduğunu hatırlatan Bilir, tütün dumanına pasif maruziyetin de hastalık gelişiminde mühim mühim bir etken olduğunu vurguladı.

Bilir, tütün tüketiminin bir alışkanlık olduğunu ve gerektiğinde bilimsel destek alınarak bırakılabildiğini hatırlattı.

Tütün tüketimi ve tütün dumanına pasif maruziyetin ortadan kaldırılmasını takiben, bedenin vakit içerisinde süratle kendini toparlamaya ve hücrelerin yenilenmeye başladığını izah eden Bilir, alışkanlıktan uzaklaşıldığında önlenebilir hastalık tehlikesinin de büyük ölçüde azaldığının altını çizdi.

“TÜTÜN KULLANIMI 2017’DE ERKEKLERDE EN SIK ÖLÜM NEDENİ”

Prof. Dr. Bilir, ABD’de Sağlığın Değerlendirilmesi Enstitüsü (Institute of Health Metrics and Evaluation) tarafından, ölüm niçinleri ve buna tesir eden etkenler üstüne bilimsel inceleme yapıldığını söyledi.

Sonuçları uluslararası ölçekli Lancet dergisinde yayımlanan incelemenın, dünya çapında 195 ülkede 1990-2017 senelerinde meydana gelen ölümleri kapsadığını izah eden Bilir, “Ölümlerin, davranış özellikleri, bölgesel etkenler, metabolik tehlikeler gibi 84 risk etkeni ile temasının incelendiği incelemeda, tütün tüketiminin önlenebilir davranış etkenleri arasında ölüm sebebi olarak ilk sırada yer aldığı meydana konuldu” dedi.

Bilir, tütün tüketiminin neticelerına dair sansasyonel neticeler elde edildiğine ilgi çekerek, şunları kaydetti:

“Araştırmada, ölüm niçinleri arasında 1990 senesinde 4. sırada yer alan tütün tüketimi, 2017 senesinde 2. sıradaki ölüm sebebi durumundadır. Dünya çapında 195 ülkede 1990-2017 yılları arasında meydana gelen ölüm niçinleri arasında hipertansiyon ilk sırada, tütün tüketimi da ikinci sıradadır.

Önlenebilir ölüm niçinleri olarak bakıldığında ise tütün tüketimi en sık görülen ölüm sebebidir. Erkeklerde tütün tüketimi 2017 senesinde en sık ölüm sebebi olarak gösterildi ve en çok iş göremezliğe niçin olan etken olarak belirtildi.”

“TÜTÜN KULLANIMINA BAĞLI ÖLÜMLER YÜZDE 11,2 ORANINDA ARTTI”

Tütün tüketiminin 2017’de 7 milyon 100 bin bireyin ölümünden mesul olduğunu ifade eden Bilir, buna bağlı ölümlerin 2007 ila 2017 arasında yüzde 11,2 oranında arttığını söyledi.

Bilir, şu şekilde devam etti:

“Bu ölümlerin üçte ikisinden çoğu (yüzde 69,4) dört hastalık sebebiyle oldu. Bunlar içerisinde 1 milyon 620 bin şahıs kalp hastalığı, 1 milyon 230 bin şahıs KOAH, 1 milyon 190 bin şahıs akciğer kanseri ve 887 bin şahıs de inme sebebi ile yaşamını yitirdi. Sigara dumanından pasif tesirlenim neticesi ise 2017 senesinde 1 milyon 220 bin şahıs hayatını kaybetti. Bu ölümlerin başlıca niçinleri 382 bin ölümle kalp hastalığı, 266 bin ölümle KOAH, 179 bin ölümle alt solunum yolları enfeksiyonu olmuştur. Sigara dumanından pasif tesirlenim neticesi meydana gelen ölümler 2007 ile 2017 yılları arasında ise yüzde 10,2 oranında arttı.”

Prof. Dr. Bilir, tütün tüketiminin önlenebilir ölüm niçinleri arasında en mühim etken olduğunu vurgulayarak, süre kaybetmeden tütün tüketiminin bırakılması ve dumana maruziyetten kaçınılması gerektiğine işaret etti.

Kategoriler
Biyografi Genel

Steve McCurry kimdir

23 Nisan 1950 yılında dünyaya gelen Amerika Birleşik Devletleri vatantaşı Steve McCurry, ABD’nin Pensilvanya eyaletinin Darby kasabasında dünyaya gelmiştir. Pensilvanya Eyalet Üniversitesinden mezun oldu. Sinema ve film yapımcılığı okumayı planlarken, sahne sanatları bölümünden 1974 yılında mezun olmuştur. Okuduğu üniversitenin gazetesi hedefiyle fotoğrafçılık yaparken, fotoğrafçılığa olan ilgisini keşfetmiştir. Mezun olduktan sonra iki yıl boyunca The Daily Collegion gazetesinde habercilik yaptı. Spor ve moda haberlerinin fotoğraflarını çekerken bundan sonra monotonluktan sıkılarak, 1979 yılında Hindistan‘a gitmeye karar verdi.

1979 yılında serbest fotoğrafçılık yapmak üzere Hindistan‘a gitti. Yanına almış olduğu kamera ile birlikte ülkeyi keşfetmeyi kafasına koymuş ve Hindistan kıtasının genelini gezmiştir. Daha sonra Pakistan sınırını geçerek isyancıların kontrolündeki bölgede fotoğraflar çekti. 1984 yılında Afganistan–Pakistan sınırında bir mülteci kampında gördüğü manzarayı ve Afgan Kızının resmini çekti. Bu fotoğraflar daha sonra The New York Times, TIME ve Paris Match gazetelerinde yayınlandı.

Steve McCurry, daha sonra İran–Irak savaşını, Lübnan iç savaşını, Kamboçya iç savaşını, Filipinler‘deki İslami isyanı, Körfez savaşını ve Afganistan‘ın iç savaşını da belgelemiştir.

Steve McCurry, gazete fotoğrafçılığı ve editörlük yaptı. Ünlü olmasını sağlayan “Afghan Girl (Afgan Kızı)” fotoğrafını 1984 yılında çekti ve National Geographic dergisinde yer aldı.

Afgan Kızı : Şarbat Gula

Bu ünlü fotoğrafını Pakistan‘da belirleme edilen bir mülteci kampında çekmiştir. Fotoğrafta belirleme edilen aşağı yukarıya on iki yaşlarındaki yetim bir kızdır. National Geographic tarafından “en tanınmış fotoğraf” olarak seçilmiş ve 1985 yılının Haziran ayının kapak fotoğrafı olarak kullanılmıştır. Çekilen kızın kim olduğu tam on yedi yıl boyunca bulunamamıştır. Steve McCurry ve National Geographic ekibi aradan geride bıraktığımız on yedi yılın ardından 2002 yılında kızı bulmuşlardır.

Afgan Kızı : Şarbat Gula- 2

Steve McCurry, 1986 yılından itibaren Magnum Photos isimli dünyaca ünlü fotoğrafçılık şirketinin üyelerinden biridir. Steve McCurry çektiği fotoğraflar ile sayısız ödüle layık görülmüştür. Dünya çapında yapılan fotoğraf haberciliği yarışması olan “World Press Photo” yarışmasında iki kez birincilik elde etmiştir.

Fotoğraf kariyerinin başından itibaren Kodachrome kullanan Steve McCurry, üretimi 2009 yılında durdurulan kodachrome filminin en son 36 pozluk makarasının kendisine verilmesi hedefiyle Kodac’la görüşmüş, şirket kabul edince 30 yıldır kullandığı bu filmin son 36 karesiyle farklı ülkelerdeki kentleri ve kişileri çekerek, bir dönemin kapanışına tanıklık etmiştir. Bu fotoğrafları ” Son kodachrome filmi ” başlıklı sergide Robert De Niro, Aamir Khan, Shenaz, Nandita Nas, Amitabh Bachchan, Shekhar Kapur, Elliott Erwitt ve Ara Güler‘in yanı sıra Rajastan’da ki Rabari Kabilesi’nden etkileyici portreler çekerek toplamıştır. Bu resimler 3 Ağustos – 4 Eylül 2011 tarihleri arasında dünyada ilk kez “İstanbul Modern Sanat Müzesi ”nde sergilemiştir.

Ödülleri :
Robert Capa Altın Madalyası (Afgan kızı fotosu hedefiyle)
Ulusal Basın Fotoğrafçıları Ödülü
World Press Photo yarışmasında dört defa birincilik

Kitapları :
1985 – İmparator Yolu / The Imperial Way
1988 – Muson / Monsoon
1999 – Portreler/Portraits
2000 – Güney Güneydoğu / South Suotheast
2002 – Mabet/Sanctuary
2003 – Buda’ya Giden Yol: Tibet Haccı / The Path To Budhdha: A Tibetan Pilgrimage
2005 – Steve McCurry
2006 – Doğu’ya Bakış
2007 – Dağların Gölgesinde / In The Shadow Of Mountains.

Kategoriler
Biyografi Genel

Samih Rıfat kimdir

Samih Rıfat 28 Nisan 1875 senesinde ülkenin en yüksek nüfusa sahip olan ili olan İstanbul’da doğmuştur. Diğer bir ismi Samih Yalnızgil’dir. Tam adı Mustafa Samih Rifat’tır. Babası 1848 yılı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu‘na sığınmış olan Macar Ali Rıfat Bey Türk edebiyat tarihindeki ilk operalardan biri olan “Bülbül“ün bestecisidir. Koca Mustafa Paşa Rüştiyesini bitirdikten sonra özel öğrenim görerek Farsça, Arapça, Fransızca öğrendi.

Samih Rıfat, 1892 yılında Kantar İdaresine memur olarak girdi. İstanbul Şehremaneti Zabıt Katipliği, 1898 yılında Dahiliye Vekaleti Mektubisi Yasama İşleri Kalemi Mümeyyizliği, Mercan İdadisi Edebiyat Öğretmenliği, İttifak adıyla bir gazete çıkardı. Biga ve Karesi Mutasarrıflığı, 1912 yılında Konya Valisi, 1913 -1914 yılında Trabzon Valisi görevlerini yerine getirdi.

Talat Paşa‘nın nazırlığı sırasında Dahiliye müsteşarlığına getirildi. Millî Mücadele sırasında Ankara‘ya geçti. Maarif Vekâleti müsteşarlığına getirildi. Tercüme Başkanlığı, Tarih Cemiyeti Üyeliği yaptı. Biga ve Çanakkale milletvekili olarak Meclise girdi (1923-1931). II. Dönem Biga, III. ve IV. Dönem Çanakkale Milletvekilliği, III. ve IV. Dönem Kütüphane Encümeni Reisliği yapmıştır. Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu’nun kurulmasında büyük hizmetleri oldu.

Birçok değerli eseri Türkçeye çevirmiş, saygın bir dilbilimci olan Samih Rıfat, şiirler kaleme alıyor, aynı zamanki musiki ile de ilgileniyordu. Cumhuriyet devrinin en değerli şairlerinden biri olan ve kendisine özgü lirik, felsefi kuvvetli şiirleri olan Samih Rıfat’ın yurtta milliyet şuurunun uyanmasında, gelişmesinde önemli payı vardır. Türkçe’nin öze ve benliğe yönelmesi konusunda, Atatürk‘ün açtığı çalışmaları, derin bilgi kapasitesi ve inancı ile, ölümüne kadar, gittikçe artan bir hızla yürütenlerden biri olmuştur.

Şiir ve yazıları Resimli Gazete, Hazine-i Fünûn, Maarif, Mekteb, İkdam, Sabah dergi ve gazetelerinde çıktı.
Hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Servet-i Fünûncuların dil ve edebiyat anlayışına karşı idi. Millî Edebiyat akımı içinde yer alır.

Yazdığı Akdeniz Marşı Kurtuluş Savaşı’nın özden destanlarından biridir.

Samih Rıfat, Türk Dil Kurumu’nun ilk başkanıdır. Mehmet Akif Ersoy ile birlikte “Divanu Lügati’t Türk”‘ü Türkçeye çevirmiştir.

Samih Rıfat 1932 yılında öldükten sonra 4 Kasım 1934 tarihinde kabul edilen soyadı kanunu ile eşi “Yalnızgil” soyadını almıştır.

Samih Rıfat, Evli idi. Şair, oyun yazarı ve Romancı Oktay Rıfat‘ın babasıdır. Kızı ise eski Adalet Bakanlarından Hasan Safyettin Menemencioğlu ile evlendi.

Samih Rıfat, 4 Aralık 1932 tarihinde Ankara‘da 57 yaşında ölmüştür. Kabri Cebeci Mezarlığındadır.

Eserleri :
1927 – Şarkın Masal Anaları
1927 – Halkıyat (İlk iki forması yayınlandı
1934 – Sâmih Rıfat, Hayatı ve Şiirleri

Akdeniz Marşı
Yaslı gittim şen geldim
Aç koynunu ben geldim
Bana bir yudum su ver
Çok uzak yoldan geldim
Yürü ey şanlı gazi
Kılıcı kanlı gazi
Meriç seni bekliyor
Büyük ünvanlı gazi

Korkma açıl ey şen yurdum
Dağları ordu kurdum
Açık denizlerine
Süngümle kilit vurdum

Rüzgarlardan atım var
Şimşekten kanadım var
Göğsümde al yazılı
Gazilik beratım var

Rüzgar bana at oldu
Şimşekler kanat oldu
Eğilin gökler dedim
Bulutlar kat kat oldu

Irmaklar gibi taştım
Yalçın kayalar aştım
Hakka şükürler olsun
Geldim sana ulaştım

Varsın yansın ocağım
Kurtuldu al sancağım
Bayrağımın altında
Ben hür yaşayacağım

Deniz, deniz akdeniz
Suları berak deniz
Karşımda yar ağlıyor
Gideyim bırak deniz

Açtım kal’a yolu
Göründü Gelibolu
Bırak beni gideyim
Orası yasla dolu

Samih Rıfat.

Kategoriler
Biyografi Genel

Seyithan Özdemir kimdir

Çukur dizisi ile ününe ün katan oyuncu olan ve 1 Ocak 1982 tarihinde doğan Seyithan Özdemir, Muş’da dünyaya gelmiştir. 2,05 m boyunda olan Seyithan Özdemir, oyuncu olmadan evvelce özel koruma olarak vazife yaptı.

Seyithan Özdemir, 2010 senesinde İstanbul’a çalışmak amacıyla gelerek, gece kulüpleri ve konserlerde özel emniyet işlerini üstlenirken, özel zamanlarda ise sanatçı ve işadamlarına yakın korumalık yaptı.

2012 senesinde senaryosunu Birol Güven‘in yazdığı, yönetmenliğini Hasan Tolga Pulat‘ın yaptığı ve Ufuk Özkan, Ecem Özkaya, Hüseyin Avni Danyal, Ayda Aksel, Mahir İpek, Ferdi Akarnur, Kemal Kuruçay, Şeyla Halis‘in de rol aldığı “Zengin Kız Fakir Oğlan” isimli dizide oyunculuğa başladı.

Baskın: Karabasan’ ve ‘Hannas: Karanlıkta Saklanan’ isimli korku filmlerinde oynayan Özdemir’in asıl bilinmeye başladığı film ise Tolga Karaçelik‘in yönetmekte olduğu ve Nadir Sarıbacak, Kadir Çermik, Osman Alkaş gibi usta isimlerin rol aldığı ‘Sarmaşık’ isimli filmde canlandırdığı ‘Kürt’ karakteriydi.

Seyithan Özdemir, 2016 senesinde yönetmenliğini Uluç Bayraktar‘ın yaptığı ve başrollerinde Çağatay Ulusoy, Bensu Soral, Aras Bulut İynemli, Çetin Tekindor, Damla Colbay, Mustafa Uğurlu, Rıza Kocaoğlu, Yıldıray Şahinler, Uğur Yücel, Gözde Kansu, Nebil Sayın, Selim Erdoğan‘ın yer aldığı “İçerde” dizisinde Minik karakterini canlandırdı.

2017 senesinde senaryosunu ve yönetmenliğini Müfit Can Saçıntı‘nın yaptığı “Yaşamak Güzel Şey” filminde Müfit Can Saçıntı, Yasemin Çonka, Zihni Göktay, Ayşegül Atik, Reha Özcan, Renan Bilek, Onur Dilber, Günay Karacaoğlu ile birlikte rol aldı.

2017 senesinde çekimleri Samsun‘da oluşturulan “Mezarlık” isimli filmde Seyithan Özdemir, başrolde olarak Gülnihal Candan ile birlikte rol aldı.

Filmleri ve Dizileri :
Oyuncu :
2017 – Yaşamak Güzel Şey (Sinema Filmi)
2017 – Mezarlık (Mezarcı Azap) (Sinema Filmi)
2017 – Geri Döndü (Sinema Filmi)
2016 – İçerde (Minik) (TV Dizisi)
2016 – Çakallarla Dans 4 (Ormancı Ceberrut ( Konuk Oyuncu)) (Sinema Filmi)
2015 – Hannas: Karanlıkta Saklanan (Sinema Filmi)
2015 – Baskın: Karabasan (Giant Man / Frog Hunter ) (Sinema Filmi)
2014 – Sarmaşık (Makineci Kürt) (Sinema Filmi)
2014 – Panzehir (Sinema Filmi)
2012 – Zengin Kız Fakir Oğlan (TV Dizisi).

Kategoriler
Genel Kadın

Sosyal Medya İlişkileri Tehdit Ediyor!

Gün geçtikçe daha geniş kitlelere sunulan sosyal medya tüketimi, doğru yönetilmediği takdirde ruhsal hastalıklardan, ailelerin dağılmasına kadar çoğu probleme yol açıyor. Kendini yalnız hisseden bireylerin sosyal destek amacıyla bu mecralara yönelmesi, gerçek yaşamdaki ilişkilerinin daha da kötüye gitmesine namacıyla oluyor. Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, aşırı sosyal medya tüketiminin yaratacağı problemleri ve çözüm yollarını anlattı.

Günümüzde bundan sonra çoğu şahıs arkadaşlarıyla görüşmek, arkadaşlarının fotoğraflarına ve iletilerine bakmak, mesaj göndermek ve almak, eğlenmek, boş süresini değerlendirmek, bilgiye erişmek, gündemi takip etmek gibi hedeflerla sosyal ağları kullanıyor. Sosyal ağlar, boş vakitleri değerlendirme, eğlence, sohbet, bilgi alışverişinde bulunma, gündemi takip etme gibi hedefler amacıyla yegâne vasıta haluna gelmiş halda. Tıpkı televizyon, bilgisayar gibi sosyal medya ve sosyal ağlar da bireyin bütün ilgi ve ilgisini kendi üstünde toplayarak aile içersinde etkileşimi ve eşlerin birbiriyle paylaşımını azaltan bir neden ve şahısde alışkanlık oluşturma bilhassari var.

Sosyal medyanın aşırı tüketimi duygu hal bozukluğuna yol açıyor

Alkol-madde bağımlılığı gibi, internet ve sosyal medyanın aşırı ve sıksık tüketimi neticesinde ilerleyen alışkanlıklar detaylı uyum problemlerinin yanı sıra duygu hal bozuklukları, algı bozuklukluları gibi sorunlara kadar varabilmektedir. Bağımlılık geliştiğinde tıpkı madde bağımlısı bireylerde bulunduğu gibi tolerans gelişir, giderek kullanım dozu artar, ulaşılamadığında yoksunluk hissedilir, şahıs gergin ve kızgın olur, bağımlı bulunduğu nesneyi sıksık arama davranışı amacıylae girer. Bu amaçla teknolojinin, bilhassa de sosyal medyanın bu boyuttaki tüketimi aile içersinde beraber geçirilen süreyi olumsuz etkiliyor ve eşler arasındaki paylaşımı giderek azaltıyor, evlilik ve aile hayatına zarar veriyor.

Günde ortalama 3 saat, sosyal medyada geçiyor

Yapılan incelemeler kullanıcıların günde ortalama 1-3 saat arasında bu sosyal ağlarda vakit harcadıklarını söylüyor. Bu da demektir ki eş ve çocuklarla ailece etkileşime ayrılması gereken süreden her gün bu kadar vakit eksiliyor. Ebeveynlerin işi, yükümlülükleri ve çocukların okuldaki vakitleri dışında akşamları ailece bir arada olunması gereken vakitdan, hele de büyük bir kentte yaşıyorsanız eve ulaşım amacıyla harcanan süreleri de düşerseniz bu çok ciddi bir vakit dilimi.

Eşler arasındaki itimati sarsıyor

Sosyal ağların bireyin kendisine, aile ve evlilik hayatına zararı yalnızca ayrılan süreyi çalması ile sınırlı değil. Sanal ortamda başlayan dostluklar süratli bir şekilde ilerleyebiliyor, neticesinde istenmeyen hallerle karşılaşma, istismara uğrama, evlilik dışı ilişkilerin yaşanması ile evlilik ilişkisinde itimat bozukluğu yaşanıyor.

Sosyal medyanın aşırı tüketiminin yol açacağı haller ve yapılması gerekenler:

  • Eşler arasında açık bir etkileşim yoksa itimat ortamı oluşturulamaz.
  • Eşiniz sosyal ilişkilerini sizden saklı yürütüyorsa bunun esasında birtakım çatışma ve uzlaşmazlıklarınız olabilir.
  • Eşinizle açık etkileşim içersinde olmalısınız. Eşler arasında açık bir etkileşim yoksa ve baskı ve kısıtlamalar varsa itimat ortamı oluşturulamaz.
  • Güvensizlikle ya da suçlayıcı ve kısıtlayıcı yaklaşımlar onun kendini daha çok kapatmasına ve temasta uzaklaşmaya namacıyla olur.
  • İlgi ve ilgisinizi eşinizi takip etmektense kendinizi iyi ve kuvvetli hissettirecek uğraşlara çevirmelisiniz.
  • Eşinizle ilişkinizde dostluk namacıylaini geliştirmeye, ortak paylaşımları ve beraber hoşça vakit geçirecek ortak aktiviteleri artırmaya çalışmalısınız.
Kategoriler
Nasıl Yapılır Teknoloji

Libelle Servis Kadıköy

Libelle Servis Kadıköy

Sektörün en güçlü markaları arasında yerini almaya devam eden Libelle, servis hizmetlerinde de başarı elde etmek adına özel servis sektörüne de yönelmiş durumda. Libelle Teknik Servis firması olarak bizler de markanın denetiminde olarak servis hizmeti sunmaya devam ediyoruz.

Bugüne kadar çok sayıda ürün kullanıcısına hizmet verdik ve aldığımız geri dönüşler ile birlikte bu sektörde var olmamız gerektiğini anladık. İnsanlar bizi tercih ediyor ve daha da önemlisi bize sonsuz güven duygusu besliyor ve bu güven duygusu ile birlikte çalışmalarımızı daha güçlü hale getiriyoruz. Sektördeki yenilikleri takip eden ve bu yenilikleri uygulamak adına harekete geçen firmamız, çalışmalarında sonsuz güven ve kaliteyi de sizinle buluşturuyor.

Libelle Servis Kadıköy – 444 88 48 Hemen Ara!

Kaliteyi satın almak isteyen her ürün kullanıcısına kapılarımız açıktır ve hafta sonu da acil servis ekiplerimiz hizmet vermektedir. Libelle marka ürünleriniz ile ilgili farklı sorunlarda aynı gün yanınızda olmaya devam ediyor ve aynı gün sorunu çözüyoruz.

Kaliteyi satın almak istediğiniz her an sizler de kapılarımızı çalabilir ve taleplerinizi iletebilirsiniz. Libelle marka ürünleriniz ilgili sorunlarda bize web sitemiz aracılığı ile ulaşabilirsiniz ve bunun yanı sıra çağrı merkezi numaralarımızı da kullanabilirsiniz.

Sektördeki diğer firmalara göre daha hızlı ve daha kaliteli çalışmalar sunuyoruz ve zaten sizler de hizmet aldığınızda aradaki farkı daha net bir şekilde göreceksiniz. Güvenilir bir firmayız ve 10 yıldır bu sektörde dimdik ayakta kalmayı başaran ender firmalardan bir tanesi olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Kaliteyi satın almak çok kolay ve istediğiniz her an iletişime geçerek randevularınızı oluşturabilirsiniz. Kapılarımız açık ve sizlerden gelecek olan çağrıları bekliyoruz. Hafta sonu da olsa hizmet alabilirsiniz.

Kategoriler
Genel

Yerli ilaç üretimini ve eşdeğer ilacı destekliyoruz

İlaçta dışa bağımlılığın Türkiye’nin kaderi olmaması gerekliliğini söyleyen, yerel ilaç politikalarının bir an evvelce yaşama geçirilmesinin önemine değinen Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, “Bizler TEB olarak yerli ilaç üretimini ve eşdeğer ilacı destekliyoruz” dedi.

Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, Ankara’da 2018’de sıhhat, ilaç ve eczacılık bölümünde yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği bir basın toplantısı düzenledi.

Sıhhem de cepten harcamaların arttığını, çoğu ilacın piyasada bulunmadığını, sağlığa ayrılan bütçenin yetersiz olduğunu savunan ve Sıhhat Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca, yardımcı eczacılık ile alakalı temelleri sahibi olan kılavuzun yayımladığını hatırlatan Çolak, şunları söyledi:

“Kılavuzun yayınlanmasını, yardımcı eczacılığa dair soru işaretlerini gidermek ve geleceğe yönelik yol haritası meydana getirmek yönünden mühim bir ismim olarak nitelendiriyoruz. Fakat kılavuzun bu denli geç yayınlanması, mühim mağduriyetlere yol açmıştır. Bu mağduriyetlerin giderilmesi ve istihdam teşviklerinin sağlanması adına sıhhat otoritesinden ismimlar bekliyoruz. ”

“YENİ ECZACILIK FAKÜLTESİ KURULMAMALI”

Eczacılık fakültelerinin plansız şekilde açıldığını öne süren Çolak, mesleğin kalıcılığı amacıyla yeni fakültelerin kurulmaması gerekliliğini ifade etti. Eczacılık mesleğinin kalitesini kaybetmemesi amacıyla birtakım önlemler alınmasını isteyen TEB Başkanı, “Eczacılık fakültelerine girişte bir taban puanın kesinlikle uygulanması gerekiyor. Öğretim elemanı yetersiz fakültelerin açılmaması, hem de kapatılması ya da bunların endüstri ve üniversite iş birliğiyle birer inceleme ve geliştirme merkezine dönüştürülmesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü bizler sıhhat bölümünde çalışıyoruz. Eczacılık mesleğinin bir sıkıntısı olarak bakmak hatalı olabilir. Bu gençler ülkemizin geleceğidir. Bu problem da hepimizin sıkıntısıdur” dedi.

“ULUSAL İLAÇ POLİTİKALARI BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Çolak, son bir ay amacıylade 144 ilacın piyasada bulunmadığını ifade ederek, kur düzenlenmesinin senede bir kez yerine belirli periyotlarla yapılarak, ilaç fiyatlarına yansıtılmasını istedi.

Yerli ilaç üretimini desteklerini bildiren Çolak, “İlaç konusu ile alakalı dışa alışkanlık Türkiye’nin kaderi olmamalı. İlacın çok mühim vazgeçilmez ve stratejik bir ürün olduğunu biliyoruz. Bunu da daimi hatırlatmaya çalışıyoruz. Bizler TEB olarak yerli ilaç üretimini ve eşdeğer ilacı destekliyoruz. Ulusal ilaç politikalarının bir an evvelce yaşama geçirilmesi mühimdir. Bu hususta TEB olarak elimizi her vakit taşın altına koyduk ve koymaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Genel Sağlık

Kemoterapinin yan etkilerini azaltabilecek cihaz

Kanser tedavisinde sarfedilen kimyasalların yan tesirlerini mühim ölçüde azaltabilecek bir aygıt geliştirildi. Cihazın bilhassa kemoterapinin en can sıkan yan etkisi olan bulantı ve saç dökülmesini önleyebileceği belirtiliyor. Hayvanlar üstündeki deneylerin başarılı netice verilen aygıtın insan deneylerine ise şimdilik başlanmadı.

Kemoterapinin yan tesirlerini azaltma konusu ile ilgili umut veren aygıtın, damara yerleştirilen süngerimsi emici bir özellik taşıdığı, kimyasalların yan tesirlerini mühim ölçüde azaltılabileceğini gösteren deneyler yapıldığı belirtildi.

BBC’de yar alan habere göre; ACS Central Science isimli bilimsel yayında yer verilen neticelar, kemoterapinin bulantı ve saç dökülmesi gibi yan tesirlerinin giderilmesi tarafında umut verici görülüyor.

İNSAN DENEYLERİ 2 YIL İÇİNDE BAŞLAYABİLİR

Araştırmacılar, şimdiye dek yalnızca domuzlar üstünde denenen yöntemin insanlara yapılacağı yeni testler gerçekleştirmek istiyor.

California Üniversitesi’nden Dr. Nitash Balsara, bu deneylerin iki sene içerisinde başlayabileceğini söylüyor.

NASIL UYGULANIYOR?

Tüp şeklindeki süngerimsi emici aygıt üç ebatlı yazıcılarda basıldığı amacıyla her hastanın ihtiyacına uyarlanabilecek. Cihazın ortasında yer alan özel bir katman kemoterapi ilaçlarını emerken, delikli yapısı yardımıyla normal kan akışı da engellenmemiş oluyor.

Domuzlarda oluşturulan deneylerde, ‘doxorubicin’ isimli kemoterapi ilacının yüzde 64’ünün dolaşımdan temizlendiği görüldü. Cihaz kemoterapi esnasında yerleştirilip ardından çıkarılıyor ve yeni kemoterapide yeni bir aygıt yerleştirmek gerekiyor.

Dr. Balsara, ilaçların yarısının bile emilmesinin hasta üstündeki olumsuz etkisin büyük ölçüde azalmasını sağlayacağını söylüyor.

“İNSANLARA UYGULAMADAN ÖNCE GÜVENLİ OLDUĞUNDAN EMİN OLMALIYIZ”

İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı’nda Prof. Dr. Steve Rannard ise bu araştırmayı “kemoterapinin yan tesirlerini azaltmada heyecan verici yeni bir yaklaşım” olarak görüyor ve şu şekilde konuşuyor:

“Kemoterapi, yaşam kurtaran mühim bir tedavi, fakat kanserli dokuların yanı sıra sıhhatli dokular üstünde de yan etkide bulunuyor. Bu araştırma, kandaki çok ilacın temizlenebileceğini gösterdiği amacıyla bu meseleye etkili bir çözüm getirebilir. Bu yöntemi insanlara uygulamaya başlamadan evvelce güvenilir olmasından emin olmalıyız.”

Kategoriler
Genel Gündem Teknoloji

Mate X’in sevilen özelliği P30 serisinde olmayacak!

Huawei’nin MWC 2019’a damgasını vuran katlanabilir ekranlı akıllı telefonu Huawei Mate X, 55W SuperCharge özelliği ile de ilgi çekmişti. Fakat meydana çıkan verilere göre maalesef bu özellik henüz Mate X modeline özel.

Katlanabilir Huawei Mate X tanıtıldı! Katlanabilir Huawei Mate X tanıtıldı!
Katlanabilir ekranlı Huawei Mate X MWC 2019 kapsamında düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. İşte bütün gözleri üstüne toplayan, katlanabilir ekranlı Huawei Mate X özellikleri ve fiyatı!

Huawei 55W SuperCharge P30 serisinde yer almayacak!
Huawei’nin MWC 2019 kapsamında resmiyet kazandırdığı katlanabilir ekranlı akıllı telefonu Mate X bütün gözleri üstüne topladı. Dışarıda yer alan ekranı çerçevesiz ve çentiksiz tasarımıyla son derece şık dururken donanımsal doğrultuda da Mate X son derece iddialı.

Huawei’nin ilerlettiği Kirin 980 işlemcinin kullanıldığı akıllı telefonda ilaveten Balong 5000 5G modem yer alıyor. Akıllı telefon sektöründe son zaman en büyük yarışın yaşandığı başka bir alan olan şarj konusu ile ilgili da Huawei gene devrim sayılabilecek bir özelliğin altına imzasını attı.

Mate X’in 4500 mAh kapasiteli devasa bataryayı şarj etmek amacıyla gereken kuvveti 55W SuperCharge ismini verilen sistemle gerçekleştiren Huawei, bu sayede yalnızca 30 dakikada yüzde 85 doluluğa ulaşabiliyor. Fakat meydana çıkan yeni verilere göre markanın çok yakında tanıtacağı yeni amiral gemi serisi P30’da maalesef bu özellik yer almayacak.

Bunun yerine gene olabildiğince süratli bir şarj olanağı sağlayacak olan 40W SuperCharge ile istikbal olan Huawei P30 ailesi, Mate 20 Pro‘da da yer alan bu sistem yardımıyla gene 30 dakikada yüzde 75 orantısında şarj olanağı sunuyor.

26 Mart tarihinde resmiyete kavuşacak olan Huawei P30 ailesi, bakalım bize neler sunacak?

Kategoriler
Genel Sağlık

Soğuk havada sıcak basıyorsa dikkat! (Her ateş soğuk algınlığı belirtisi değil!)

Sıcaklık değerlerindeki değişkenlik tiroit bezlerini de tesirliyor. Esasında ‘havadandır’ diye geçiştirilen sıcak basması, üşüme, kas ağrısı ya da depresyon bulguları tiroit hastalıklarının işareti olabiliyor.

Ülkemizde insanların sıhhat konusu ile ilgili yaptığı en büyük hata, kendi kendisine tespit koymak ve başkalarının tavsiyeleriyle ilaç kullanmak! Yani sıcak basıyorsa, kaslarınız ağrıyorsa ve halsizseniz soğuk algınlığı ilacı almadan evvelce bir doktora başvurun. Aynı şekilde sinirli, isteksiz, tahammülsüz ve iştahsız hissediyorsanız, belki de ruhsal bir hastalık yerine tiroit bezi rahatsızlığınız olabilir. Tiroidin çok ya da az çalışması bu örnekleri çoğaltabilir. Medical Park Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Eksperi Doç. Dr. Ethem Turgay Cerit, tiroit hastalıkları ile ilgili bilgi sunarak şu uyarılarda bulundu:

METABOLİZMAMIZI O YÖNETİYOR

“Tiroit, bir hastalık ismi değildir. Tiroit bezi; herkeste bulunan, boynun ön alanında ‘adem elması’ denen çıkıntının anında altında yer alan ve aşağı yukarı 15-20 gram ağırlığında kelebek şeklinde bir organdır. En mühim vazifiyeti tiroit hormonu üretimidir ve bu da bedende fazlası metabolik aktivitenin düzgün uygulanabilmesi amacıyla gereklidir. Tiroit hormonlarının dengesiz üretimini başka organ ve sistemlerin çalışmasını olumsuz tesirleyebilir. Tiroit bezinin ne sebeple olursa olsun her türlü büyümesine ‘guatr’ denir. Tiroit bezi fonksiyon bozukluğuna yol açan hastalıklar ikiye ayrılır:

Tiroit bezinin az çalışması (hipotiroidi): En sık gerekçesi iyot eksikliği ve süreğen otoimmün tiroidit olan Hashimoto hastalığı.

Belirtileri: Halsizlik, yorgunluk, cilt kuruluğu, kilo alma, soğuğa tahammülsüzlük, hafıza problemleri, adet düzensizliği, depresyon bulguları (isteksizlik, mutsuzluk), kas ve kemiklerde ağrı, saçlarda kuruma ve dökülme, kısırlık…

Tiroit bezinin çok çalışması (hipertiroidi): En sık iki gerekçesinden biri toksik nodüler guatr, öteki ise toksik diffüz guatr diye tanımladığımız süreğen otoimmün bir tiroit hastalığı olan Graves hastalığıdır.

Belirtileri: Çarpıntı, terleme, adet düzensizliği, sinirlilik-saldırganlık, huzursuzluk, sıcağa tahammülsüzlük kilo kayıbı (iştahın iyi olmasına karşın zayıflama), kısırlık, saçlarda incelme, kırılma ve dökülme, ishal.

HANGİ DURUMDA AMELİYAT GEREKİR?

Tanıda eksper doktor doğrultusunda oluşturulan fizik muayene, tiroit bezinin ultrasonografik değerlendirilmesi ve kanda tiroit hormonu ve tiroit otoantikorları seviyelerine bakılması ve gereken hallerde tiroit sintigrafisi ve tiroit nodüllerine yönelik ince iğne aspirasyon biyopsisi işlemlerinden yararlanılır.

‘Biyopsi neticesi iyi huylu çıkan bir nodülün ne sık sık takip edilmesi gerektiği’ de mühim bir konudur. Genel olarak 6 ay Aralıklarla fizik muayene kan testleri ve tiroit ultrasonografi takibi yeterlidir. Aşağıdaki hallerde ise ameliyat ile nodülün alınması alternatifi düşünülmelidir:

Tiroit bezindeki nodüllere oluşturulan biyopsi neticesi kanser şüphesi varsa,
Tiroit bezinin kendisi ya da tiroit bezindeki nodül iyi huylu da olsa, çok büyük olup hastada bası bulgusu yaratıyorsa,
Tiroit bezinde aşırı hormon üretimi ilaçlarla denetim altına alınamıyor ya da hastada ilaçlara karşı yan tesir nedeniyle ilaç tüketimi sakıncalıysa.

SOFRANIZDA YUMURTA VE SÜT OLSUN, EKMEĞİ AZALTIN!

Tiroit hastalarının kesinlikle yeterli civarda iyot tüketmeleri gerekir. Yumurta, süt, yeşil yapraklı sebzeler, deniz ürünleri, meyvelerden de kızılcık; C vitamini, K vitamini ve lif içeriği ile sağlığınıza yarar sağlarken iyot içeriği zengindir. Hipotiroidi ile eş güdümlü fazlası vakit kanda insülin hormonu da yüksek olabilir. Bu halde beyaz ekmek, şeker, makarna, patates, tatlı gibi besinlerden uzak durmak gerekir. Hem de guatr hastalığına sebep bulunduğu fikir edinilen karalahana, şalgam suyu ve soya fasulyesi gibi yiyecekler de tavsiye edilmez.”

Kategoriler
Genel Sağlık

Bebeğiniz düştüyse bu 10 belirtiye dikkat!

Yeni anne-babalar bebeklerini kucaklarına alırken bile tedirginlik yaşayabiliyor. Bu kaygı kaynaklarının başında ise çocuklarının düşmesi ve başını bir yere çarpması olsılığı geliyor.

Bebeğin başsına aldığı darbenin tehlikeli olma olsılığıni dile getiren Memorial Hizmet Hastanesi Çocuk Sihhati ve Hastalıkları Eksperi Dr. Muhammet Ali Varkal, anne-babaların bu tür hallerde panik yapmadan düşen bebeklerini bir vakit ilgiyle izlemelerinin ve en ufak bir değişiklikte hekime başvurmalarının hayati ehemmiyet taşıdığını belirtti.

Bebeklerde en sık görülen kazaların başında mama sandalyeleri, beşik, kucak, koltuk ve kanepe gibi yerlerden baş üstü düşmelerin yer aldığını, daha büyük çocuklarda ise bu tür kazaların oyun parkları, kreş ve okullarda ortaya yaklaştığını dile getiren Varkal, “Bu tür düşmelerde ilk 24 saat çok mühimdir. Düşen bebek ya da çocuk en az 2 saat uyutulmadan gözetim altında tutulmalıdır. Herhangi bir yaralanma, kanama, bilinç kayıbı ya da havale varsa anında sıhhat ekiplerini arayarak şunları yapın;
Havale ya da kusma varsa çocuğunuzun boynunu düz tutarak yan yatırın.
Kanama varsa gazlı bez ya da temiz bir havlu ile üzerine baskı uygulayın.
Ambulansın gelmesini bekleyin” dedi ve uyarılarına şu şekilde devam etti:

BU BULGULAR VARSA MUTLAKA DOKTORA BAŞVURUN!

“Aşağıdaki açıklananden biri bebekte görülmüyorsa, bebeğin bedeni yaralanmalar yönünden denetim edilmelidir. Çocukta rahatsız edecek bir bilgi yoksa hastaneye gitmeye lüzum kalmayabilir ancak birtakım haller yönünden çocuğun gözlemlenmesi lüzummektedir. Tehlikeli olabilecek açıklanan şu şekilde sıralanabilir:

Küçük bebeklerde anlamsız ve uzun vakitn ağlama varsa, bebek bir türlü sakinleştirilemiyorsa,
Bıngıldağında şişlik, bombelik oluşmuşsa,
Uykuya meyil varsa, her vaktinden daha uzun vakit uyuyorsa ya da onu uyandırmakta zorlanıyorsanız,
Göz bebeği boyutları eşit değilse,
Tekrarlayan kusma oluyorsa,
Burun ya da kulaktan kan, sarı-beyaz renkli sıvı geliyorsa,
Şiddetli ve tiz sesle ağlama varsa,
Yürüyebilen çocuklarda dengesiz yürüme, kol ve bacaklarda güç kayıbı varsa,
Işığa ve sese duyarlılık varsa,
Gözlerde kayma, el ve kollarda istemsiz atımlar gibi havale belirtileri varsa vakit kaybetmeden ekspere başvurulmalıdır.

BEBEĞİNİZİ YATAĞINDA UYUTUN!

Annelerin fazlası bebeklerini daha rahat emzirebilmek amacıyla yanlarında yatırmaktadır. Fakat bebekler büyüdükçe hareketlenmeleri artacağı amacıyla düşme riskleri de artmaktadır. Bu düşmelerin fazlası ciddi bir yaralanmaya namacıyla olmamaktadır. Fakat baş üzerine düşme mühim neticeler doğurabilmektedir. Bu amaçla bebeği kendi yatağında uyutmak beklenmedik düşmeleri önleyecektir. Hem de bebeklerin kendi yataklarında uyuması onların uyku eğitimlerine de mühim bir katkı sağlamaktadır.

KAZALARA KARŞI ÖNLEM ALIN!

Evde alacağınız kolay önlemler bebeğinizin sağlığını korurken, sizin de kaygılarınızı azaltacaktır. Bu önlemler şu şekilde sıralanabilir:

Bebeğin yatağının bariyerlerini aşarak düşmesi şansına karşı, yatağın altındaki kısımlara minder tipi yumUşak malzemeler koyarak yatak çevresini güvenilir duruma getirin.
Bebeğinizi emekleme dehemmiyetinde uzun vakit tek başına bırakmayın.
Pencerelere bebek kilidi yapın, üzerine çıkabileceği eşyaları sabitleyin.
Bebeğinizi balkon ve merdivenlerden uzak tutun.
Mobilyaların sivri olan köşelerini plastik köşe koruyucular ile kapatın.
Yüksekte tespit edilen eşyaların kablo ve iplerini bebeğinizin ulaşamayacağı şekilde ayarlayın, aksi durumda çekip üzerine düşürebilir.”